17 Aralık 2008 Çarşamba

Yanal hakkında soru işaretleri

Ersun Yanal bilindiği gibi Türk futbolunda son 10 yılda çıkmış en iyi teknik direktör. Daha doğrusu genel kanaat böyle, bana göre ise Bülent Uygun şu anda onu geçmiş durumda. Yanal Denizlispor ile iyi işaretler verdiği bir dönemin ardından A.Gücü ile 2000'lerin başında şahane bir sezon geçirdi. Niyazi, Yılmaz, İsmet, Adem dörtlüsünün önünde Hakan Keleş, Cafer ve Augustine ile oturttuğu hücum düzeni, ligin şampiyonlukta iddialı iki dev ekibini parçalayan müthiş bir makineydi. Daha sonra bu kez G.Birliği ile Okan, Tomas, Serkan, Filip'ten oluşan dinamik bir orta saha; önlerinde Ahmed Hassan ve ileride Youla ve Mustafa Özkan ikilisi ile bir önceki ekibini aştı. Sonra Okan, Tomas ve Hassan bu kadrodan gidince üçlü savunmadan dörtlüye dönmek gibi her takımın yapamayacağı bir iç devrim gerçekleştirdi. Her ikisi de anadan doğma stoper olan Erkan'ı sağ bek, Deniz'i de sol bek oynattığı; Ali Tandoğan ve Filip'i açık yaptığı; Serkan ve Skoko'dan da iki yönlü müthiş bir orta saha yarattığı 4-4-2 düzenindeki takımıyla Uefa Kupasında çeyrek finalin kapısından döndü. Ligde de uzun süre şampiyonluğu kovaladı. Sonra yarıda kalmış ve Danimarka deplasmanında Türkiye'nin son 15 yılda oynadığı en mükemmel oyunla hatırladığımız bir millî takım serüveni var. Akabinde Vestel Manisa ile umut veren bir başlangıç ve hüsran diyebileceğimiz bir finalle sonuçlanan dönem; ve şimdi de Trabzon macerası.

Bu tabloya bakınca Yanal'ın tırnaklarıyla kazıyarak en dipten zirveye kadar süren meşakkatli yolculuğunda, an itibarıyla kariyerindeki dip noktaya tekrar döndüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. Vestel ile yaşadığı o düşüş neticesinde işine son verilmesi, Yanal'ın başladığı noktaya geri dönmesine sebep oldu ve hakkında oluşmuş tüm olumlu intiba da o dönemde bitmişti. Öyle ki, Trabzon'da geçen sezon çok kötü ve istikrardan kilometrelerce uzak bir yarı devre geçirdiğinde camiada kovulması gerektiğini söyleyen pek çok kişi vardı. Ama Sadri Şener yola onunla devam etme kararı aldı, üstelik transferde de bütçeyi sonuna kadar zorlayarak istediği oyuncuların tamamını almaya çalıştı.

İşte burada benim Yanal ile ilgili şüphelerimi doğrulayan bir takım ayrıntılar göze çarpıyor. Devre arasında devraldığı ve hücrelerine kadar tanıma şansı bulduğu bir takımda söz konusu dönemin ardından; Song, Gökhan, Selçuk gibi müthiş transferler yapmasının mümkün olduğu bir sezon başı dönemine geçildi. Şimdi onun da üzerinden 6 ay geçti ve Yanal "final paslarında ve oyun kurmada eksiklerimiz varmış, orta sahaya bir beyin istiyorum; ayrıca bir de sol açık" diyormuş. Sen eğer iyi bir hocaysan, 6 ay çalıştığın bir takıma kimleri alacağını, o takımdan kimleri gönderceğini, elbette bütçe doğrultusunda her şeyiyle bilebilmen lâzım. Ben 25 senedir futbol seyreden bir kişiyim, ben bile sezon başından beri yazdığım her yazıda Trabzon'un bir sol açık, bir de oyun zekâsı yüksek orta saha adamına ihtiyaç duyduğunu söyleyip durdum. Takımın "düz ve kazma" bir futbol oynadığını, bu oyunla ve takımla ilk 3'e bile giremeyeceğini belirttim. Ersun Yanal ise bunu daha yeni anlıyor!

Teknik direktörlüğün yarısı, takımı kurarken ve oluştururken ortaya konan vizyondadır bana göre; bunu yazmaktan hiç usanmayacağım. Bülent Uygun kaynaklarıın uygun ve verimli kullanılması, takımın eksik yerlerinin belirlenmesi, oralara uygun adamların bulunması gibi hassas konularda ülkemizdeki bütün hocalara ders verebilecek işler yapıyor. Ersun Yanal ise tam tersi yönde bir intiba verdi bu sene. Bakalım istediğine yakın transferleri yapınca görüntü ne olacak.

Hiç yorum yok: