2 Kasım 2009 Pazartesi

Daum'un hediyesi #2

Merak ediyorum, acaba Daum sezon boyunca, doğru olanı görene kadar daha kaç puanı lig serüveninde rakiplerine hediye edecek... Dün akşam oynanan zorluk derecesi yüksek lig oyununda, hepimiz takımın maestrosu Alex'in olmadığından hareketle "onun bölgesinde" kimin oynayacağını düşünürken, Cristoph'un Kâzım-Guiza şeklinde bir tertiple yeni bir arayışa girdiğine şahit olduk. Kâzım'ın geçen hafta santrfor mevkiinde sergilediği göz kamaştıran oyununu dün göremediysek şayet, bunda Guiza gibi sadece kendi kötü oyunuyla değil, çevresindekileri bozmasıyla da takıma zarar veren müthiş bir kara deliğin hiç mi rolü yok? Guiza, kendisine ne kadar iyi niyetle ve müsamaha ile bakmaya çalışırsak çalışalım, ne kadar onu değerlendirirken "meziyetlerini" ön plana almaya gayret edersek edelim, bunların hepsinin üstünü bir yorgan gibi örten uyuşuk, şahsiyetsiz, özgüvensiz ve silik futboluyla Fenerbahçe'nin lig yarışında bir el freni işlevi görmektedir. Dünkü oyundan sonra bu futbolcuyla devre arasında yolların ayrılması da, naçiz kanaatimce elzem bir hâle gelmiştir.

Öte yandan, daha evvel müteattit defalar yazdığım gibi, bir oyuncunun sahada sergilediği bu denli rezil bir performansta, o futbolcudan daha kabahatli olan kişi de kati surette ona forma veren ve akabinde de 90 dakika boyunca tahammül eden teknik patrondur. Daum, maçın ikinci yarısının ortalarında yaptığı Kâzım-Andre Santos değişikliği ile Fenerbahçe'nin hem bu maçtaki hem de lig yarışındaki kaderine acıklı bir dokunuşta bulunmuştur. O âna kadar Fenerbahçe, ligde artık klasiği hâline gelmiş bir şekilde "sağlam savunmalı, az pozisyon veren bir takım" hüviyetinde, kendisi oynamasa da rakibini oynatmayan bir görüntü arz ediyordu Kayseri'nin parmak ısırtacak güzellikteki stadyumunda. Ama Cristoph o değişiklik vesilesiyle sadece 1 değil, 2 vahim yanlışa birden imzasını attı. Öncelikle oyundan çıkması gereken oyuncu Kâzım değil İspanyol olmalıydı. Girmesi gereken ismin ise Guiza'dan bile daha silik ve uyuşuk Andre Santos değil, Selçuk ya da Deniz gibi bir orta saha presçisi olması icap ederdi. Andre Santos oyuna dâhil olup Guiza da sahada kaldığı andan itibaren, o dakikaya kadar kalesinde sadece 1 tehlike yaşayan sarı-lacivertliler, son 20 dakikada 5-1'lik bir hezimetten kurtulduğu için şükredecek denli etkisiz bir futbol oynamaya başladı. Bunu görmek ve işaretlemek gerekir.

İleriye atılan bütün topların, ligimizin en etkili (!) kara deliği Guiza, sonradan oyuna giren ve eski günlerini mumla aratan (Guiza'dan da hiçbir artısı görünmeyen) Semih ve fiziksel/mental olarak tam anlamıyla bitik bir görüntü arz eden Andre Santos nedeniyle duvara çarpıp gerisin geriye Fener yarı sahasına döndüğü bir oyundan 1 puanla ayrılmak, şüphesiz ki sevindiricidir. Ama Daum, henüz çok şey kaybedilmemişken kendisinin imza attığı bu hazin yanlışlarından ne zaman ders alacaktır? Zira eğer almazsa, Fenerbahçe'nin ligin ilk devresinin nihayetine kadar oynayacağı Beşiktaş, Eskişehir ve Trabzon deplasmanlarından yüzünde gülücüklerle ayrılması, Kaf Dağı'nın ardındaki bir hayalden öteye gidemez. Gaziantep'in ardından Kayseri'de sergilenen futbol, bu kanaatimizi mutlak surette doğrulayan bir oyun olarak tezahür etmiştir. Bu yüzden takımın teknik patronu tarafından gerekli tedbirlerin alınması da kaçınılmazdır. Bakalım Alman bu hususta ne düşünüp ne uygulayacak...

Kayseri (4-4-2): Suleymanou 4 - Ali Turan 7, Serdar 7, Koray 7, Hakan 7 - Mehmet Eren 9, Saidou 6, Furkan 7, Umut 5 (36' Gökhan 7) - Makukula 4 (62' Semih 7), Cangele 7

Fenerbahçe (4-4-2): Volkan 9 - Gökhan 5, Önder 7, Lugano 8, Roberto Carlos 4 - Mehmet 4 (88' Özer), Cristian 7, Emre 7, Vederson 7 (73' Semih 3) - Guiza 1, Kâzım 4 (62' Andre Santos 2)

Goller (1-1): Cangele (p) 72' - Cristian 21'

1 yorum:

serdar dedi ki...

Ugur Meleke bahsetmişti, Fenerbahçe sezon başında istekli, gol arayan bir takım olmanın yanı sıra, oyun iştahını skordan bagımsız yansıtıyordu, 1-0, 2-0 farketmiyordu. Ama Sion maçında takım oyundan düştü ve maç riskli hale gelmeye başladı, o maçtan beri nedendir bilinmez, "1-0'a yatma"ya başladı Fener. Artık Daum golden sonra hemen tempoyu sonuna kadar düşürmeyi amaçlıyor.

Gördüğüm kadarıyla tam tersi olsaydı, 1-0 üstüne gitmeyi deneseydi, Fenerbahçe bu sezon öne geçip puan kaybettiği maçlardan en az bir-ikisini kayıpsız geçmiş, farkı da arttırmış olurdu, tahminen su an 8 puan fark olurdu. Hatta Galatasaray maçı için de aynı şeyler geçerli, Galatasaray 10 kişi kalmasa Fenerbahçe'nin daha zor dakikalar yaşayacağı da görülüyordu, ama Fener 1-0'ken biraz sıksa, cok daha rahat oynayabilirdi.

Sebebi tabi ki Daum. Bu adam inatçı bir adam, hatta takıntılı, ama bir görüşü savunup onu sadık kaldığı için böyle davranıyor. O yüzden neden böyle davrandığını sorgulamak lazım. Hem de üç sezonluk veri varken elde. Siz daha iyi bilirsiniz tabi, bu benim görüşüm.

İlk döneminde, TSL'nin kat kat üstünde bir tempoyla oynatıyordu Fenerbahçe'yi (Fener gol istediğinde TSL'de 3-4 forvete kadar gidiyor, rakibi de çıkartmıyordu, ve maçı alıyordu Alex Semih derken). Öyle ki Avrupa'daki "başarısızlık"lar, yaslanması gerektiğinde dogru dürüst savunamamaktan kaynaklanıyordu. (Milan'ı San Siro'da salladı Fenerbahçe, Kaka'nın gol attığı maç, aynen böyleydi).

Bu kadar pragmatist ve kafası sonuc odaklı işleyen bir adamın bunları düşünmeden bu planları yapacağını sanmıyorum. Kafasında kesin bir şeyler vardır: ya fizik gücü korumakla ilgili, ya da takımına kontrol futbolunu öğreterek, vites yükseltip gol bulabilen, istediğinde rölanti yapabilen bir takım yaratmayı amaçlıyor olabilir. Fenerbahçenin bu kadrosu, çok tempolu oynayabilecek bir kadro değil, en azından şu anda .Dos Santos, Cristian ve Güiza pas aksiyonları olarak etkili, ama tempo olarak Fenerbahçeyi Brezilya Ligi seviyesine düşürüyorlar.

Bence temposunu kontrol edebilen ve istediği 5-10 dakikalık periyotlarda baskı yapıp yaslanabilen bir takım yaratmayı başarabilirse, "Daum kısa vadede yararlı olur ancak" diyenlere de çok fena cevap olur. Fenerbahçe yıllardır çektiği Anadolu deplasmanları ciddiyetsizliği problemini aşabilecek kalibreye ulaşır, çünkü lig sonu puanını düşününce GSyi yenmek ile Kayserispor'u yenmek aynı şey. Biraz zaman tanınmalı Daum'a.

Özer konusu biraz saçma, onu savunamayacağım. Belki hala hazır değildir.

Bir de Ercan Saatçi konusu çok alevlendi, GS ve FB taraflarından açıklamalar yapıldı, görüşlerinizi duymak isteriz.

Saygılar