11 Kasım 2009 Çarşamba

BIY üzerine #2

Dünden beri sürüyle mail ve yorum aldım, bunların olumlu ya da olumsuz olarak neredeyse eşit olduğunu belirtmek istiyorum. Olumsuz olanların içinden efendice, altını doldurarak ve mantıklı bir şekilde yapılanlar her zaman olduğu gibi başımız üstüne. Ama onun dışında mürit anlayışıyla kişiliksiz bir şekilde ve zekâ yoksunu olarak yapılanları ise ciddiye almamak gerekir. Bunu belirttikten sonra asıl mevzuya geçiyorum.

Aceto kimdir? Türkiye'de blog olayının miladı ve ilham kaynağıdır. Bunun yanında naçizane ve objektif yorumumu yaparsam lisan bilen, futbolu takip eden ve basın mensubu olmak için doğru içgüdülere sahip bir kişi. Ama kimdir yani? Bir insan kendisini devamlı takip eden 1500 kişi var ve onlar da sürekli ona tapınıyor diye bu kadar mı şirazeden çıkar? Bu kadar mı kendisini beğenir? Aceto, örneğin bir maç yorumunda ya da genel olarak futbol hakkında dişe dokunur kaç şey söylemiştir bugüne kadar? Son 1-2 yıldır Spormax kanalında da seyrediyoruz kendisini, futboldan çok çok az anladığını net bir şekilde görebiliyoruz. Ha, anlar veya anlamaz, hadi o bizi ilgilendirmesin. En fazla okumayız, olur biter. Ama BIY diye, kendi blogundaki popülistliği bire bir barındıran bir isimle ve bir yalan üzerine kurduğu örümcek kafalı ve faşizan oluşuma ne demeli? Ben mesela, o topluluk üzerinde direkt söz sahibinin kendisi olduğunu biliyordum ama Arkhe kardeşim (ki blogunu izlerim, o da benimkini izler) dünkü yorumunda "olayın Aceto ile ile ilgisi olmadığını, hatta onun haberinin bile olduğunu zannetmediğini" yazmıştı. Hoop, sonra bir baktık, Aceto hazretlerinin bizzat kendisi benim BIY'den dışlanma kararımı vermiş (bu, insaların onu nasıl yanlış tanıdığına, daha doğrusu kendisini nasıl olduğundan farklı tanıttığına demonstratif bir örnek). Sebep de bir posta attığım başlıkmış. Herhangi bir uyarı yok, "lütfen düzeltin ve sizden ricamız, bu tip ifadeler kullanmayın" gibi bir istek yok. Direkt olarak kafa kopartma var.

Aceto'yu takip eden herkese değil sözüm. Ama aklı başında herkese... İnsanlar 35 yaşına kadar ülkede tek bir insan evladının tanımadığı bu vatandaşın, inanılmaz bir popülizm ile makyajladığı, entel görünen ama altında hiçbir şey olmadığını televizyondaki yayınlarından rahatça anladığımız bu maskesini artık görsünler. Kurduğu "blog kardeşliği" kisvesi altındaki (salt para kazanma amaçlı) oluşumun sadece onlara hizmet ettiğini görsünler. Çoğu reklam ve banner'ı sadece "elit" 3-5 bloga lâyık bulduklarını ve oradan nemalandıklarını görsünler. 1500-2000 kişi kendisini takip ediyor, Demirkol gibileri onun reklamını yapıyor, 3-5 gazeteye mülakat veriyor vs. diye kendini herkesten üstün bulmaya başladığını görsünler. Hepsinden önemlisi, kendi çıkarına bu kadar düşkün biri olmasının yanı sıra kelle koparmaya meraklı snob tarzıyla, insan olarak da nasıl bir kafa yapısına sahip olduğunu görsünler. Daha pek çok şey yazılabilir, ama yeter.

Blog denen şeyin tanınmasını o sağlamış olabilir. "İlk" olabilir. Pek çok pozitif özelliği haiz bir kişi de olabilir. Ama bunlar, sahip olduğu onca negatif şeyi, gözleri kör olmayanlar için artık örtemiyor.

19 yorum:

muhder dedi ki...

blog olayı uzaya mekik fırlatma kıvamına geldi. gören futbolla ilgilenmiyoruz da, dünyaya yaklaşan bi meteor var onu parçalamaya çalışıyoruz zannedecek. altı üstü "amatörce" "gönüllü" olarak yazılar var. ama iş klasik olarak amacından saptı.
küçük çocuk gibi aslında. maddi her şey önemsizdir çocuk için, dünyayı sevgi pıtırcıklarıyla kurtaracaktır. hatta babası çok çalışıyor diye, isyan edip durur.
sonra bu çocuk büyür, masumiyetini kaybeder. çemkirdiği babasının yaptıklarının aynısını yapar.
artık o da vakitsizlikten şikayet eder.

bloglar da böyle maalesef
paraya alternatif olarak çıkıp, olaylara alternatif olarak yaklaşmak ve ardından paranın peşinden koşmak...

ilk başlarda yazılan yazılarda başkasının okuyor olduğu kaygısı, tanınma kaygısı yoktu

ama artık herkes kendini fazlaca okunuyor zannederek, fazlaca ciddiye alındığını zannederek yazıyor..

ama merak etmeyin
her şey popülerliğini yitirir
çabuk sever, çabuk nefret eder bu toplum..

ayrıca blog yazmak bir iş değil bir hobidir, öyle olmalıdır.

son olarak, unutulmalıdır ki
nerede çokluk,orada b.kluk..

alihoca dedi ki...

Sn Gündüzfeneri;

Diyarbakır yazın; anafikir olarak haklı olduğun bir konuda yanlış dil-üslüp (ve tabiiki Fenerbahçeliliğin) nedeni ile bekleyenlere aradıkları fırsatı kendi ellerinle sunmuşsun.

Galatasaray camiasının gerek kulüp gerekse taraftar olarak bizden daha iyi örgütlü(bunu blog dayanışması içinde bile görebilmek mümkün) ve tabii ki okullu gelenekleri nedeni ile bizden daha çok bilinçli oldukları bir acı gerçeğimizdir.

Bu gerçeği bilerek ve (şu anda)kulüp bazında etkili olmasak bile örgütlenme bilincini en azından taraftarlarımıza kazandırabilmemiz işini bloglarda başlatabilir(sin)iz gibime geliyor.

Evet, bir büyük meydan okumak diyebileceğim yazma serüveni çok meşakkatli bir iştir.

Bu mealde çok konuşan(çok yazan olarak da uyarlarsak) çok hata yaparmış atasözünü hatırlayarak; en sıcak duygularla dolup taşarken yazdığımız yazıları yayınlama heyacanına kapılıp gönder tuşuna basmadan önce;

İncelemek, özeleştiri yapmak ve öneze de bekleşenlerden gelebilcek eleştirilere-saldırılara karşı biraz karşı ve tutarlı argümanlar için çalışıp hazırlanmak, (Gayın-Sin örneğinde bir gassaraylının yazdığı yazı üzerinde sabaha kadar veya kimi zaman bir gün çalıştıktıktan sonra yayınlaması gibi)

Hem haklılığınızı ispat, hem de hakkınız olan ilgi ve beğeniyi almanızı sağlayarak biz Fenerbahçe'lilieri gururlandıracağınıza inanıyorum.

Ve mümkün ise BİY üzerine yazdığınız yazılarla son Diyarbakır yazınızı; mesela üslubumun maksadımı aştığını kabul ederek gibisinden bir küçük özeleştiri notu ile yayından kaldırın.

Bir kaç küçük geri adımın yenilgiye değil daha güçlü ve kalıcı zaferler için taze bir başlangıç olabileceğini de değerlendirin lütfen.

Tabiiki seçim ve karar Sizindir.


Bir Fenerbahçelinin, yazma yeteneği çok güçlü olan bir başka Fenerbahçeliden, özel kalması gereken bir küçük ricası olarak yazığım bu yazıda haddimi aşmış isem hoş görmeniz dileği ile.

Saygılar

Trezli dedi ki...

Aceto? Üzgünüm öyle bir insan yok. Sanal kimlik var, bu sanal kimlik ne yapar? İnsanlara twitter üzerinden hakaret eder, spora ve sporculara saygısızlık eder. Yurdum insanı sırf popüler olduğu için, ben de okumalıyım binlerce insan yanılmıyordur"?" diyerek takibe devam eder..

Banu Yelkovan'ın Derya Büyükuncu'nun NTV Spor söyleşisinden önceki twitter mesajı
twitter.com/banuka/status/3818834662

Bu da Aceto'nun cevabı
twitter.com/timblnt/status/3818898060

Bahsettiğim hakaret öğelerini kaldırmış malesef. Göstermek isterdim.

Ortega dedi ki...

@Trezli

Ben o tweet'i ilk gördüğümde nasılsa şu anda aynı duruyor. Emin misin başka bir şey yazdığına? Ayrıca hakkaten Derya Büyükuncu'da da hep aynı hikaye. Yine aklıma getrdin o adamı.

Bolat dedi ki...

Bana kalirsa bu asagilik eylem bir sürecin sonucu ve o sürec sizin bunlarin laf söylenemez tanrisi Rijkaard ile ilgili yazidiginiz yazilarla birlikte basladi...

BIY cevresinin zaten bir cemaatlesme oldugunu daha evvelden beri düsünmüsümdür... Hatta 3puan.net sitesine yönelik girisilen linc girisiminde de bundan bahsetmeye calismistim aylar evvel...

Esasinda bütün BIY üyesi bloglar degil kastettiklerim. Birbirleriyle cok siki iliskiler icerisinde olan (sanal alem arkadasligi da olsa); sürekli paslasan ve belli bir klani olusturan; iclerinde Galatasaraylisi, Fenerbahcelisi, Besiktasli blog yazarlari ve onlarin kraldan cok kralci olan bazi okurlarini kastediyorum.

Bu sürecte bence bunlarin etkisi büyük ve dedigim gibi en basta da en azindan Galatasatayli olanlarinin canini sikan Rijkaard yazilari esas kivilcimi cakan.

Neyseki ben bu eylemi kutlu bir olay olarak görüyorum. Su sanal alemde dahi kokusmuslugun ne seviye geldiginin acik bir göstergesi oldugu icin...

Ali dedi ki...

BIY de yer alıyor ya da olmuyor olman yazılarını takip eden benim veya herhangi bir kimse için bir anlam ifade etmiyor öncelikle bunu bilmeni isterim kardeşim. Ama bu derece özverili ve maddi bir karşılık beklemeksizin yapılan işlerin ve harcanan emeklerin ne amaçla ve kim tarafından bir çatı altına toplandıgı sorgulanması gereken bir durumdur. Ve dahası günümüzde bu kadar pervasızca ve sorgusuzca kafa kopartabilen bir yapıda olması da ayrıca tartışılmalıdır.

Seatue dedi ki...

Madem aceto bu kadar futbol bilgisi yoksunu ve insanlara yüksekten bakan birisi o zaman neden biy'den kovulmadan yazmadın da şimdi yazıyorsun bu yazıları.
Diyarbakırspor maçından sonra yazdığın yazının savunulacak hiç bir tarafı yok. Bence sende artık kendi hatanı anla...
Saygılar...

Gündüz Feneri dedi ki...

@seatue

insanların bu konuda söyleyecek başka argümanı yok mu, çok merak ediyorum. herkeste aynı terane: "neden daha önce yazmadın?" kardeşim, yazmamamın onlarca sebebi olabilir. bu durumda sizin sorabileceğiniz soru "eskiden öyle değildi de, şimdi mi oldu?" gibi bir soru olabilir ki, benim aceto ile ilgili yazdığım ya da yaptığım tek bir "olumlu" yorum bile yok bugüne kadar. o kadar seveni ve takip edeni olan bir kişi hakkında durduk yerde niye bir yorum yapayım ki ben? ne hali varsa görsün dedim, görmezden geldim bugüne kadar. ta ki benim kuyruğuma basana kadar. üstelik de bunu yaparken kendini adeta tanrı yerine koyması, beni asıl çileden çıkaran unsur olmuştur.

özetle, biy ve aceto hakkında "hiç yorumu olmayan" birinin görüşlerinin "olumlu" olduğunu çıkarmanız yanlıştır. yorumu olmaması, sadece yorumu olmadığı anlamına gelir. o konularla ilgili ilk yorumunu yaptığında, o kişinin de görüşlerini "ilk kez" öğrenmiş olursunuz. bu örnekte olduğu gibi...

Al lee dedi ki...

öncelikle kendi blogumdaki postlarıma gelen pekçok yoruma verdiğim cevabı burada da paylaşmak istiyorum. biz kitleleri yönlendiren Türk Spor Basını ya da kamuoyu falan değiliz. yaptığımız günlük tutar gibi paylaşmak istediğimiz fikir,yorum,resim vs.'yi post etmek. bu paylaşım niyeti başka bir insandan yorum bulduğu zaman da muhatap bulmuş olmanın sevincini yaşıyoruz her seferinde. blog olaylarına birgün 442'de spor yazarı olacam, Dsmart beni Şampiyonlar Ligi finaline gönderecek, o maçı yorumlayacam vs. diye başlayan ve bu hayalleri kuran ya da postu futbloglarda günün 1.si oldu diye ünlü olduğunu sanan kimse zaten büyük beklentiler ve hayal kırıklıkları dünyasına temiz bir adım atmıştır. Yazdığınız blogları aile şirketiniz, kariyer hedefiniz falan gibi şeylerle bağdaştırmazsanız, sadece keyfini çıkarmaya bakarsanız emin olun bu kadar gerilmeye de gerek kalmayacaktır.
Biz de Blogidmanyurdu üyesiyiz ve reklam paylaşımının neye göre nasıl yapıldığını bilmiyorum. Henüz bir mail ya da para mara da almadık. Almayı da beklemiyoruz zaten. Orada yer alma amacımız da paylaşım zaten. Bu aşamada paylaşımın da kısıtları olması gerektiğine inananlardanım. Küfür ve hakaret içeren başlıklar ve yazılar beni de çok rahatsız ediyor. Sırf bu yüzden kurulduğu günden itibaren yaklaşık 1,5 yıl boyunca denetlemediğimiz yorumları denetlemek zorunda kaldık. Ayrıca reklam alan blogların da en ünlü ve en fazla takip edilen bloglar olduğunu itiraf etmeliyiz. Bunların neden GS menşeili olduğunun cevabını ben veremiyeceğim ama Galatasaraylı olmama rağmen kendi adıma yorumlarını en keyifle okuduğum blogun bir Beşiktaşlı blogu olan Amerika Deplasmanı olduğunu belirtmeliyim. Takip ettiğim Fenerbahçe blogları (gündüzfeneri,papazınçayırı,arielortega,3puan) ise beni çok rahatsız eden bir dile sahip. Belki içerikleri yüzündendir ama yine de karşı tarafın düşüncelerini merak ettiğim için rahatsız olmama rağmen okuyorum okumaya da devam ederim.
Aceto ile ilgili değerlendirmelerine çok katılmıyorum. Evet son zamanlarda güzel bir analiz postuna rastlamadım ben de ama özellikle Sezercik-Emre postu en keyifle okuduğum postlardan biri idi. Pek çok blogun oradaki postlara saçma da olsa yorum yazma sebepleri arasında bu sayede blogunu tanıtma fırsatı bulma çabası yatmaktadır.
Penne ve benzeri bloglar için de bu böyledir. Temel amaç paylaşım olduğu için bu durumda da ayıp birşey göremiyorum.

Saygılar,

Volkan dedi ki...

Bloglarda hayatın her yerinde olduğu gibi iktidar ve paylaşım meselesi var, yazanlar her ne kadar "gönül işi" gibi makyajlamalar yapsa da durum bundan ibaret. Futbloglar, BİY gibi oluşumlar da zaten "paylaşıma düzen" getirmek için. Bizim blog da BİY'e girdi ve gördüğüm kadarıyla, hazır oradan kovulmamışken söyliim de :), belirli birkaç blog etrafında dönüyor, yani oraya girince okuyucu sayınız fırlamıyor ya da bir anda binlerce kişinin akınına uğramıyor siteniz. Bana göre blog dünyasını aceto balsamico ve birkaç blog etrafında merkezlemeye yarayan bir oluşum, bu işten ne kadar para kazanılıyor bilmem çünkü biz reklam banner'ı almadık, zaten vermediler :)

A.Balsamico'yu hazırlayan şahsın kim olduğunu bilmiyorum, ilgilenmedim de açıkçası. Fakat takip edeninin çok olması da marka gücünün olması dışında bir şey ifade etmiyor, asıl takıldığım problem şu, kendisinin "ilk olduğu" savından artık bıkmış durumdayım. Dünyada bloglar 1999 yılından beri var ve futbolla ilgili bloglarda o yıllardan beri yapılıyor. Ayrıca blog dünyasına ben ve ekip arkadaşlarım gibi acetodan habersiz girenler de var, o yüzden aceto balsamico, bt ya da herkim ya da kimlerse bizim gurumuz, yol göstericimiz, abimiz, ablamız, hemşehrimiz değildir. Ayrıca allaha şükür marca ve as'yi takip edecek kadar ispanyolcamız ve orada yaşayan yazarlarımız da mevcut.

stalker dedi ki...

benim bloglarda baktığım özellik; taraftar kimliğinin bilgiyle harmanlanıp, düzgün bir türkçeyle, kör fanatizmden uzak bi şekilde sunulması. geri kalanlarının içeriği zaten kahir ekseriyetle bomboş; aç futbol dergilerini oku, internetteki futbol sitelerini gez, haber sitelerine bak daha iyi..

gündüz feneri sıkı takip ettiğim bir blog değil ama ilgi çekici konulara rastladıkça okuyorum, ara sıra yorum bırakıyorum. diyarbakırspor postu beni de rahatsız etti, ancak db-gs ve db-fb maçlarını izleyemediğim için yorum yapmadım. sonuçta taraftar tepkisidir bir noktada; haklı da olsa haksız da olsa, bu yönü önemli. temel itirazım şu: başlıktaki yakıştırmayı yazının içeriğine yedirebilir, başka bir başlık kullanabilirdi. neyse..

sureti haktan görünen tipler çok blog aleminde. okuyucuları da çok doğal olarak. takılmamak gerek. ülkenin şartları bu, sonuçta. blogları kurumsal kisveyle, objektiflik maskesi altında sunmaya çalışanlara inat, taraftar kimliğiyle davranmak lazım. sivillik, bir anlamda... zaman zaman hepimiz kör fanatizme düşsek de bu taraftar tavrı aslolandır bence. o nedenle sureti haktan görünen sinsiler gibi değil, herkesin kendi renkleriyle açık açık yazması, yorumlaması benim tercihim. blog alanını reklamdı, popülarite kazanmaktı cinsinden maddiyata tahvil etmeye çalışan da etsin. önemli değil... su akar yolunu bulur.

Gündüz Feneri dedi ki...

müspet/menfi her yorumunuza teşekkür ederim beyler. böyle aklı başında insanların da var olduğunu görmek çok güzel.

sampi dedi ki...

Sen yine kafana gore yaz, biz de kafamiza gore okuruz. Katilmadigim bircok sav okudum burada ama adam gibi uzerine dusunulerek yazilmis, ustune bir de taraftar kimligiyle icten gelerek ifade edilmis olduktan sonra gerisi teferruat.

Aceto'yu biraz Beatles'a benzetiyorum. Turunun ilk populer ornegi oldugu icin muhim, ama kalite olarak Led Zep (Noat Samisa) degil. Aceto ve diger populer bloglarda senin gordugun kibiri gormuyorum ben. Senin benim gibi keyif icin yazan, futbolu takip eden adamlar, fazlasi degil.

BIY konusunda tarafsizim. Benim bir beklentim yok, dahil ettikleri icin kenara bir link koyduk jest olarak. Eger birileri koseyi donuyorsa helal olsun, calip cirpmiyorlar sonucta. Populerligi paraya cevirmek ayip degil benim gozumde. Begenmeyen istifa eder, olay biter.

@ Al lee

Eyvallah, muhabbet mekani konseptiyle ciktik yola zaten. Deplasmanda vakit bol, milletle laflamak guzel oluyor. Yine bekleriz.

sampi dedi ki...

Sen yine kafana gore yaz, biz de kafamiza gore okuruz. Katilmadigim bircok sav okudum burada ama adam gibi uzerine dusunulerek yazilmis, ustune bir de taraftar kimligiyle icten gelerek ifade edilmis olduktan sonra gerisi teferruat.

Aceto'yu biraz Beatles'a benzetiyorum. Turunun ilk populer ornegi oldugu icin muhim, ama kalite olarak Led Zep (Noat Samisa) degil. Aceto ve diger populer bloglarda senin gordugun kibiri gormuyorum ben. Senin benim gibi keyif icin yazan, futbolu takip eden adamlar, fazlasi degil.

BIY konusunda tarafsizim. Benim bir beklentim yok, dahil ettikleri icin kenara bir link koyduk jest olarak. Eger birileri koseyi donuyorsa helal olsun, calip cirpmiyorlar sonucta. Populerligi paraya cevirmek ayip degil benim gozumde. Begenmeyen istifa eder, olay biter.

@ Al lee

Eyvallah, muhabbet mekani konseptiyle ciktik yola zaten. Deplasmanda vakit bol, milletle laflamak guzel oluyor. Yine bekleriz.

Arkhe dedi ki...

Çok keyifli bir tartışma geçmiş. Yorumlar bölümünden daha önce hiç bu kadar keyif almamıştım.

sampi dedi ki...

Sen BIY ben Noat Samisa derken, hack'lemisler adami. Vakit gazetesinde yazar gibi hissettim. Ayaktakiminin gercekten isi yok boyle seylerle ugrasiyor.

Gündüz Feneri dedi ki...

noat samisa'nın başına gelenlere üzüldüm. nitelikli bir yazar olduğunu düşünüyorum. bugüne kadar kendisiyle alâkalı olumsuz bir intibam yok. biy çetesiyle bir ilişkisi var mı, varsa nedir, bilmiyorum. öyle bir şey öğrenirsem başka şekilde düşünebilirim. ama şimdilik kendisine buradan geçmiş olsun diyorum.

Chao Grey dedi ki...

Olayı ne zamandır uzaktan izliyorum. Diyarbakır'la alakalı postuna katılmıyorum, Kazım'ın hareketleriyle Galatasaraylı yöneticilerin hareketleri arasındaki farklara bakmanı tavsiye ederim. Bize karşı bilerek oynamamaları iddiası ise komik; o presi hangi takım yapsa Galatasaray'ı zorlar, Barış'a saldıranlar da cabası. Bu yazına en basit şekliyle "katılmıyorum". Gelelim BİY'in tutumuna; bu hakaret olayı herkes için geçerliyse madem benim blogum da çıkarılmalıydı o oluşumdan, şu an ismini vermeyeceğim birkaç blog da. Sana yapılan haksızlıktır burada. Ama Fenerbahçeliler'in Galatasaraylılar'a karşı savaşında lider olmanı isteyenler -kusura bakmayın ama- halt ediyorlar. Ne güzel memleket, Rijkaard'a laf söyletmeyeni asalım, laf söyleyeni asalım, Galatasaraylı Fenerli'yi okuyorsa asalım, herkesi ortadan kaldıralım en iyisi. Şunu kabul etmek lazım ki Fenerbahçeli bloglar da Galatasaraylı bloglar da zaman zaman hem kışkırtıcı ifadeler kullanıyor, hem sinsice laf sokuyor, hem de grupçuluk yapıyor. Bunun dışında kalabilmek olmalıdır maksat. Sen Rijkaard'ı eleştirebilirsin ama "Rijkaard'ın sıçtığı boku yiyecekler" dersen niyetinden şüphe ederim kusura bakma. Gerrard barda adam dövünce sevgisi hiç azalmayan; Benitez'in fiyaskolarına katlanan Liverpool taraftarı dünyanın en iyisi oluyor, Rijkaard'ın arkasında durmaya çalışan Galatasaray taraftarı "eleştiriye tahammülsüz, sıçılan boku yiyen, kör" öyle mi? Taraftarlık müessesine gerekli saygı yok, taraftarlık müessesesini gerektiği gibi yaşatan da az. Ben Arda'yı kardeşim gibi seviyorsam bir yandan, İbrahim Üzülmez'e ya da Tuncay'a küfür edemem sırf rakip takımdan oldukları için. Bunu çözemiyoruz işte. Fenerbahçeliler Arda'yı eleştirirken Galatasaraylılar'ın en doğal tepkisi Arda'yı korumak olmalıdır, bunu hazmetmek gerekir. Ben Alex'i eleştirince de Fenerbahçeliler benim kellemi isteyemez, Alex'i korur en doğal şekilde. Kendi futbolcunu korumak demek eleştireni öldürmek demek değil.

İşte BİY oluşumunda da olayı Galatasaray'a bağlamak yanlıştır. Sen bağlamamış olabilirsin ama bunu yapan insanlara da telkin etmen gerekir bunu yapmamalarını.

Aceto'ya gelelim. Kendisinin egosu ne kadar büyüktür bu konuda yorum yapamayacağım ama bunu söyleyen sen; ne objektif birisi olduğunu iddia ederken de egonun büyük olduğunu hissettiriyordun önceki yazılarında. Bilgisiz olduğuna katılmıyorum, blogdaki yazıları "çalıyorsa" bir yerlerden, durum değişir. Bakış açısı ve olayları sunumu son derece sıradışı ve kaliteli, benim okurken en zevk aldığım yazarlardan birisi.

BİY'den para kazanmanın neresi yanlış, onun da tartışılması gerekir. Evet işin içine para girince çoğu şey eskisi gibi olmaz ama pek tabii para ve amatör ruh bir arada bulunabilir bana göre. Ben de reklam almadım, ama az çok emek veriyorsam bu işe bana getirisi olmasını isterim açıkçası.

Gündüz Feneri dedi ki...

@chao

düşüncelerinin en az yarısına katılıyorum. teşekkür ederim.