8 Temmuz 2009 Çarşamba

Cruyff'tan dersler

Bu blogu açmamdaki birinci sebep, Fenerbahçe yönetiminin takım kurma ve idare etme konusunda yıllardır sergilediği kifayetsiz hamlelerdi. Özellikle milyonlarca avro ödenerek alınan veya o değere sonradan ulaşmış oyuncuların bedava bırakılması, bir taraftar olarak beni çıldırtıyor çünkü. Şöyle bir baktığımız zaman 1999 yılından beri Johnson 4, Preko 2, Ogün 3.5, Abdullah 3.5, Yusuf Şimşek 4, Revivo 6, Rapajic 6, Andersson 5, Mirkovic 4, Lazetic 2.5, Hakan Bayraktar 2, Washington 2, Mehmet Yozgatlı 1.5, Servet Çetin 1.5, Serkan Balcı 2.5, Appiah 8, Zafer Biryol 1, Maldonado 1.5, Lugano 7.5, Josico 1 milyon avro bonservisle alınmış Fener'e (toplam 69 milyon). Daha bunlardan başka bedeli bilinmeyen (mesela Fabio Luciano gibi) pek çok transfer de var. Ve bu oyuncuların hiçbiri takımdan gönderilirken kulübe tek bir kuruş bile kazandırmamış.

Bunların yanında neredeyse bedava gelip değerleri 10 milyon avroları bulduktan sonra bedava elden kaçırılan Tuncay ve Aurelio gibi yıldızlar da var. Şimdi mesela Samuel Eto'o Barcelona ile kontratının son yılına giriyor. Barcelona kulübünün neredeyse sahibi olan büyük efsane Johann Cruyff konuyla ilgili demiş ki: "Sözleşmesinin bitmesine 1 yıl kalmış bir oyuncunun hiçbir şey yokmuş gibi takımla devam etmesi bence çok saçma. Ya kontratı yeniler ya da gider." İşte bu kadar basit. Ben bunu bu blogda belki de 20 sefer yazdım. Bazı arkadaşlar "öyle şey mi olur, aynısı Appiah'a yapıldı, sonuç ortada" gibi saçma sapan yorumlar yaptı. Futbolcular köle değildir, tamam. Ama kulüp-futbolcu ilişkisinde sanki her seferinde mağdur olan taraf futbolcuymuş gibi davranılması da bence çok saçma ve haksız bir durum. Mesela Beşiktaş'ın, maaşında indirime gitmek istediği Delgado "Sözleşmelere saygı duyulmalıdır" diye pişkin bir demeç verebiliyor. Ama bir anda 2 yıl içinde dünyanın gelmiş geçmiş en iyi sağ beki hâline gelen Maicon maaşının arttırılmasını, 2 yıl önce attığı imzanın karşılığı olan ücretin artık performansını karşılamadığını belirterek zam istiyor. Ve eğer yapılmazsa gidebileceğine dair üstü kapalı kulübü tehdit ediyor. Şimdi bu ikiyüzlülük değil mi? O zaman baştan 5 yıllık imza atmasaydın kardeşim! Ama o da olmaz çünkü futbolcular kapağı yağlı bir takıma attığı zaman ne olur ne olmaz diyerek uzun süreli sözleşmeyi bizzat kendileri istiyor. Ondan sonra performansları biraz artınca şımarıp zam talep ediyorlar (bkz: Tello).

Neyse, konu bu. Futbolcu köle değildir ama kontratın her iki tarfı da eşit haklara sahiptir ve aynı şekilde korunmalıdır. Eğer senin elinde Tuncay gibi bir oyuncu varsa ve kontratının son yılına giriyorsa ona "ya kontratını uzat ya da kendine kulüp bul, bundan sonra bizimle antrenmanlara çıkamazsın" demek de en doğal haktır. Kulüp enayi mi kardeşim? Bizim örneğimizde Fenerbahçe dünyanın en enayi kulübü, orası ayrı ama ben genelden söz ediyorum. Buyrun işte, futbolcu köle değildir diye çığlık atanlar Barcelona'ya bakıp biraz örnek alsınlar. Fenerbahçe'nin başkanı da dünya kulübü olduk diye işkembeden atacağına, dünya kulüpleri takım kurarken ve onu muhafaza ederken neler yapıyor, biraz ona baksın.

1 yorum:

Tutkinjsh dedi ki...

baştan sona her cümlene katılıyorum... ama gerçekten iş takım kurmaya gelince çok kalın kafalı beceriksiz ve bilgisiz bir yönetimimiz var. üstelik en kötüsü beceremediklerinin farkında olamamaları.

ancak saha dışındaki bütün işlerde çok başarılı olduklarından hala takımın başındalar.