9 Ekim 2009 Cuma

Rijkaard'ın takımına genel bakış

Son dönemde bloglardaki en popüler konu G.Saray ve Rijkaard. Bunun böyle olması da gayet normal çünkü ülkedeki milyonlarca G.Saray taraftarı neredeyse ligin bitimine 10 hafta kala şampiyon olacaklarına körü körüne inanmışken, 1 hafta içinde Olympos Dağı'nın tepesinden süratle yere çakıldı. Yazılarını ve yorumlarını okuduğumuzda, birçoğunun sudan çıkmış balığa döndüğünü net bir şekilde görebiliyoruz. Onların da içinde Rijkaard'ın önemli hatalar yaptığına dair bir his bulunmakla birlikte, bunun tam karşısında duran "Rijkaard'a tapınma" içgüdüsü ve onun kişiliğinde Hagi'den beri sürekli arayıp bir türlü bulamadığı kahramanı bulduğunu zannetme rüyası yüzünden ne yapacaklarını, ne düşüneceklerini, ne söyleyeceklerini şaşırmış durumdalar. Kendi içlerinde de ciddi bir bölünme yaşadıklarını; tutucular/bağnazlar, özgürlükçüler ve aklı selimler olarak üç ana hatta ayrıldıklarını gözlemlemek mümkün. Halbuki aklı selim olanların da belirttiği gibi aslında kaybedilen sadece 5 puan. Amma ve lâkin sezon başından beri bu blogda yazdığım gibi G.Saray hiç ama hiç iyi futbol oynamıyor ve taraftarların pek çoğu bunu görerek takıma beslediği, o kerameti kendinden menkul inancın oldukça uzağına savrulmuş durumda şu anda. Bu durumda (okumak isteyen okur, istemeyen okumaz) ben de mevcut durumla ilgili düşüncelerimi yazmak isterim. Bazılarının aklının almadığı şekilde, "tarafsız" olarak hem de...

Rijkaard'ın kariyerine şöyle bir baktığımız zaman, Hollanda millî takımıyla Euro 2000'de yaşadığı hüzünlü yarı final ve Sparta Rotterdam ile küme düşmesi sonrasında pek çok futbolseverin teknik direktör olarak ondan ümidi kestiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Söyleyebileceğimiz bir başka şey, eğer Hollandalı olmasa asla ve asla o CV ile Barcelona'nın başına (ömür boyu) teknik direktör olamayacağıdır. Ama Katalan kulübündeki Cruyff tandanslı Hollandalı hakimiyeti mâlûmunuz. Dolayısıyla o âna kadarki kariyeri ile hak etmemiş olsa da Barcelona gibi bir kulübe hoca olması büyük bir şans.

Orada geçirdiği 5 yıla baktığımızda ise kötü başlayan bir serüveni kendisine güvenilmesi, zaman tanınması ve istediği ortamın yaratılması sayesinde bir masala dönüştüren ve Barcelona'dan önceki zayıf karnesini tamamen unutturan genç bir cevher görüyoruz. Sadece kazanılmış kupa ya da şampiyonluklar değil, Rijkaard'ın futbol dehasını yansıtan pek çok ayrıntıyı bu dönemden yakalayıp çıkarmak mümkün. Daha önce bir yazıda da belirtmiştim: Dünya üzerinde o özelliklere sahip bir Messi'yi sağ açık, Ronaldinho'yu ise sol açık olarak oynatacak bir Alex Ferguson vardır, bir de Rijkaard herhalde. Kalıbımı basıyorum, faal teknik direktörlerin %99'u Messi'yi kariyerinin başından itibaren sol açık, forvet arkası ya da forvet olarak kullanırdı. Aynı şekilde Ronnie'yi de forvet arkası ve forvet olarak. Ama Rijkaard Messi'yi hem özelliklerini en iyi sergileyeceği hem de öldürücü bir silaha dönüşeceği sağ kanada yerleştirerek (bana göre) büyük ve sıra dışı bir şey yaptı. Ben bu hadiseyi, göründüğünden çok daha fazla önemsiyorum.

Bunun dışında oyun anlayışı olarak riskli, alanı kendi kalesinden uzakta daraltan ve sürekli baskı yapan bir mentalite gördük 5 yıl boyunca. Sistem olarak ise (her kafadan abuk-sabuk bir sürü ses çıksa da) 4-1-2-3 oynadı Barcelona. Bunu 4-1-4-1, 4-3-3 ya da benzeri başka bir sistem ile karıştırmak, seyrettiğinden hiçbir halt anlamayıp sallamaktır bana göre.

Messi'nin sağ açık olmasının yanı sıra Gudjohnsen'in sol iç orta saha, Krkic'in tek forvet (!) olduğu; yılların target striker'ı Henry'nin sol açığa evrildiği müthiş bir mekanizmaydı o takım. Dünya futbol tarihinin en iyi ekiplerinden biriydi. Guardiola döneminde ise üzerine biraz daha koyup bana göre dünyanın gelmiş geçmiş en iyi takımı oldular. Bu yapının temelini atan Rijkaard ise haklı olarak tüm futbol camiasının takdirini kazandı. Adı (başta Chelsea olmak üzere) dünyanın en büyük kulüpleriyle anıldı. Ama işte... Hiçbirisi almadı onu.

Bir kere, düşünülmesi gereken birinci husus bu: Niye Rijkaard G.Saray'a kaldı? Neden yazıldığı gibi o büyük kulüpler, hadi onları da geçtim PSV, Ajax, Benfica gibi takımlar almadı onu? Bunun cevabını ben de bilmiyorum. Ama bir fikrim var: Almadılar, çünkü o muhteşem Barcelona macerasına rağmen Rijkaard teknik direktör, oyun okuma uzmanı, taktisyen, insan yöneticisi vs. olarak henüz kendini kanıtlamadı. Geçenlerde bir Real-Barça maçının tekrarını izledim, 2004/5 sezonundan. Real maçı 4-2 kazandı ve Real'in o maçta orta saha ve forvetindeki isimler şöyle sevgili dostlar: En uçta Ronaldo ve Owen; arkalarında Raul, Zidane ve Beckham; ön liberoda Gravesen!!! Bu takımda modern futbolun istediği fizik gücüne sahip ve pres yapabilecek yegane oyuncu Gravesen. Hadi biraz da Beckham diyelim. Ve Rijkaard'ın başında olduğu bir takım, böyle bir orta saha ve forveti olan takımdan 4 gol yiyip mağlup oldu. Oysa siz bu orta saha ile Ferguson, Capello, Mourinho ya da Lippi'nin karşısına çıkın; hatta iddia ediyorum, Chievo'nun, Genoa'nın, Napoli'nin karşısına çıkın, neye uğradığınızı şaşırırsınız. Ama işte maç başında esame listesinde bu kadroyu gördüğünde zil takıp oynaması gereken Rijkaard'ın takımı sahaya çıkıp 4 gol yiyerek maçı kaybetti.

Tek bir maç kriter olur mu demesin hiç kimse, elbette olmaz. Ama Rijkaard o maçtan ne ders aldı derseniz, üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen G.Saray'daki icraatlarına baktığım zaman o maçtan bir gıdım ileri gittiğini göremiyorum. Belki benim körlüğüm ya da bilgisizliğimdir, bunu göreceğiz. Ama sezon başından beri Rijkaard ve G.Saray için ne yazdıysa hepsinde haklı çıkan tek insan evladı olarak bu konudaki görüşlerimi yazmaya devam edeceğim. Sadece son A.Gücü maçı değil, bütün maçlarda çıkardığı kadrolar, oyuncu seçimleri ve değişiklikleri ile şahsen bana hiç ama hiç umut vermiyor Hollandalı teknik adam.

Bir kere hep söylediğim gibi bu Mustafa Sarp nereden çıktı be birader? Bu kadar kıymetli bir adamdı madem, tek bir G.Saraylı'nın bile (üstelik kendilerine gol atmasına rağmen) "şu adamı alalım" dediğini neden görmedik, duymadık? Ben bu adamı 3-4 senedir seyrediyorum ve futbolcudan da çok iyi anlarım. Ve diyorum ki, şu bildiğiniz Emre Toraman var ya, Sarp'ın ondan üstün tek bir özelliği bile yok. Bire bir kopya bu ikisi. Mehmet Topal bana göre formda olduğunda bu ülkenin en iyi ön liberosu; eğer Topal 10 üzerinden 8'lik bir oyuncuysa, Sarp da en fazla 5, bilemedin 6'dır. Hal böyleyken, Topal da sakat değilken, Rijkaard'ın Sarp'ı her maç ilk 11 oynatması ilk büyük hatası. Ve benim açımdan da soru işareti.

İkinci büyük hatası, G.Saray gibi büyük ve "kendi oyununu oynayan" bir takımın Sarp-Topal ikilisinden sadece birine tahammül edebilecekken Rijkaard'ın bu ikisini birden oynatıp takımı adeta kabız bir insana dönüştürmesi. Hücuma destekten anladığınız yan toplara gidip kafa vurmak ya da maç içinde 1-2 kez defans arasına koşu yapmaksa sorun yok. Ama iş hep değindiğim gibi "oyun yapmaya" geldiğinde bu ikisini ben Eskişehir ya da A.Gücü hocası olsam bile yan yana oynatmam. Yanlarına sırasıyla Ayhan, Elano ya da Barış, Hakan Balta'yı koyarım ama asla Sarp ve Topal'ı yan yana oynatmam. Bunu yazdığımda Sarp hayranı kesilmiş bünyeler eleştiri yağmuruna tuttular beni ama şimdi ne düşünüyorlar? Yazarlarsa öğreniriz.

Üçüncü ve en büyük yanlış ise bu iki ön liberodan ziyade takımı kurarken yaptığı genel seçimler. G.Saray takımına baktığımızda sahada 2 kazma stoper, 1 kazma (ama seviyorum onu) sol bek, 2 kazmalar kazması ön libero, 1 deli fişek sağ bek, 4 tane de savunmaya hiç yardım etmeyen forvet oyuncusu görüyoruz. Bu topluluktan iyi ve homojen bir takımın çıkması im-kân-sız! Ha, biz Fenerliler gibi "iyi takım olmayalım, öyle ya da böyle başarılı olalım, bize yeter" deniyorsa hemen susarım. Ve bu tercihe saygı duyarım. Ama çoğunluk öyle demiyor. Çoğunluğun söylediği şey Rijkaard'a sabredilirse 2 yıl içinde bir uzay takımının ortaya çıkacağı. Ben de diyorum ki, bu oyuncular ve bu oyuncu tercihleri ile bırakın çok iyi futbol oynamayı, Avrupa'da orta sınıf bir takım bile olabilmek çok zor. Bunun doğru olup olmadığını göreceğiz. Türkiye'de becerikli ayaklar ve beceriksiz rakiplerle her şey olursunuz (işte Fener 8'de 8 şu anda). Ben ondan söz etmiyorum. Sonuçlardan bağımsız bir "iyi takım" olmaktan söz ediyorum. G.Saray bu kafayla giderse hem onu olamayacak, hem de Fener gibi "kötü de oynasa neticeye giden" bir takım olamayacak. Çünkü Rijkaard öyle bir hoca değil, hiçbir zaman da olmadı. Eğer neticeyi alıyorsa bunu iyi futbolla yaptı bugüne kadar. İyi futbol oynatamadığında ise neticeden çok uzakta kaldı. Ben diyorum ki, G.Saray'da da böyle olacak. Çünkü bu kadro seçimleri ve oyun şekliyle başka türlüsü imkânsız.

Ama öyle bir görüntü var ki, futboldan hiç anlamayan bir sürü insan Rijkaard'ı eleştiriyor; onlardan bile daha bilgisiz bir başka grup onu körü körüne savunuyor. Sahada ne olup bittiğini gerçekten gören birilerine rastladığımda ise hem çok şaşırıyor hem de hemen okumaya başlıyorum. Ama bunların sayısı da o kadar az ki...

Yazının özeti şu: G.Saray'ın aklı selim olmayan genişçe bir taraftar kesimi mal bulmuş mağribi gibi Rijkaard'ın, Elano'nun vs. üzerine atladı daha hiçbir şey görmeden. Madem o kadar seviyorsunuz, o zaman susup bekleyin bir müddet. Ama öte yandan görünürdeki manzarayı tamamen göz ardı edip hülyalara dalmak da, ileride çok büyük hayal kırıklıklarına vesile olabilir. Herkes sezon sonunda her türlü sonuca ve manzaraya hazırlıklı olsun bence. Eğer şampiyon olunmasa bile futbol olarak bir "temel" atılmış ve ortaya konulmuş olursa (ki ben bunun olmayacağını söylüyorum), bu olay 5 şampiyonluk kadar değerli olacaktır.

40 yorum:

caglar dedi ki...

Pekibenim anlamadigim bir sey var.o kaka, oburu adam degil,digeri fytboldan anlamaz,oteki hoca degil.En son rijkaard geldi.tamam o da bir bok degilmis.peki kim iyi hoca soyle bana.Adim gibi eminim fergiy gelse bu ulkeye ona bile bin tane kup takar yollariz.bu kafayla bir yere varamayiz.Bu takim sizi acayip korkutmus haci.daum gibi sadece o gunu kutarmaya calisan bir adam olucagina avrupayi hic dusunmeden ,17 kere sampiyon oldugum ligi dusunen t.d olucagina , ilerisi icin bana umut kirintilari veren bir adamin pesinden giderim.
Bu yazina sasirmadim.kendini rahatlatmaya calismissin sende oyle bir psikoloji olusturmuski GS biraz tokezledigini gorunce hemen " oh be okadarda korktugumuz kadar iyi degiller ve olamicaklar" demissin, demissin cunku gercekten korkmussun GS bir barce kivamina gelmesinden.siz FB liler kotu ve renksiz futbol izlemeye okadar alimisiniz ki tuttugunuz takimin guzel,renkli ve atak oynamasinin insana ne kadar umut veren,zevk veren bir sey oldugunu unutmusunuz.Ama sizlerden genis bir vizyon beklemek zaten hayalcilik olur.

Gündüz Feneri dedi ki...

bu yazıdan bunu anladıysan sana helal olsun. sen rüyadan henüz uyanmayan kesimdensin anlaşılan. ileriki haftalarda görüşürüz. başka bir şey demiyorum.

Chao Grey dedi ki...

Barça'nın oynadığı futbol 4-3-3 değil de 4-1-2-3 diyorsun. 4-1-2-3 değil de 4-3-3 dersek futboldan anlamamış mı oluyoruz yani?

franchi dedi ki...

su fenerbahceli bloggerların "objektif olarak galatasaray'ı yorumluyoruz" gibi seylere girmelerine anlam veremiyorum..

rijkaard'ın takımını bırakın bizler tartısalım galatasaraylılar olarak, siz "nasıl yenildiler 3-0 hahaha" diye dalganızı gecin.. boyle cok daha samimi olacak inanın bana..

Gündüz Feneri dedi ki...

chao kardeş, 4-3-3 ile 4-1-2-3 birbirinden çok farklı. barça'nın belki 10 senedir uyguladığı sistemde orta sahada 1 tane stoper özellikleri olan ama ayağı da pas yapan bir ön libero vardır. hatta g.saray'a geldiği sene popescu da barça kaptanıydı ve ön libero oynuyordu, hatırlayanlar vardır. ben bazı yazarlarda gördüm de, xavi'nin ön libero oynadığını falan yazıyor insanlar; bu kadar gördüğünü anlamamaya pes diyorum. bunun yanında 4-3-3'de ortanın "sağı ve solu" diye bir şey var. xavi ve iniesta bu rolde mi oynuyor? kanat bindirmelerinde rolü var mı hiç bunların? alves ve messi; abidal (maxwell) ve henry yapıyor kanat hücumlarını.

ayrıca estağfurullah, lafım da hiçbir şekilde sana değil. gs ile ilgili yazılarını ve fikirlerini zevkle okuyorum. birçok da şey öğreniyorum çünkü sonuçta gs'ı senin kadar yakın izlemem mümkün değil. ama şunu da kabul edelim: gs ve rijkaard hakkında tam anlamıyla bir düşünce kirliliği var şu aralar basında ve nette. beni de onun içine katanlar olabilir ama hiç değilse yazdığım tüm yazılar bir tutarlılık arz ediyor. benim için de önemli olan budur. yoksa her dediğimiz doğru değil, yanılabiliriz. o zaman da yanıldık deriz.

Yunus dedi ki...

@gündüz feneri

hocam siz fenerbahçeli blog yazarları, rijkaard ile ilgili yazılarının altına itiraz gelince hep bu yorumu yapıyorsunuz farkında mısın..? :)

cevap hep aynı ''sen bu yazıdan bu sonucu mu çıkardın..?'' :)

abi bu yazıdan ne yorum çıkarcan allah aşkına ''rijkaard'ın elinde iyi topçu olmazsa bi bok beceremez'' yazının ana fikri bu..

yazında bazı sorunlar var.. galatasaray sezon başından beri hiç bir maçta iyi oynamadı demişsin tamam buna katılırım senin görüşündür.. ama altına da rijkaard'ın takımı güzel futbol oynamadan maç kazanamaz bu takımlada güzel futbol olmaz demişsin..ama galatasaray 16 maçta 13 galibiyet aldı ve en iyi sezon başlangıçlarından birini yaptı bence burda bir yanlışlık mevcut..

ben anlamıyorum bu milleti yau.. rijkaard elinde yetenekli oyuncu olursa başarılı olur..
benitez cok rotasyon yapar geniş bir kadro lazım..
mourinho cok konuşur taraftarın ve futbolcunun motivasyonunu bozar..
ferguson hakemler üstünde baskı kurarak başarılı olur..
fatih terim gaz vererek top oynatır..
mustafa denizli ballı olduğu için kazanır..

demekki her takıma bir daum lazım yada lucescu gerisi hikaye hepsinin bi defosu war.. işiniz bitince daumu bize verinde 3 yıl üst üstede biz şampiyon olalım rijkaard hoca falan degil onla başarı kazanamayız..

abi az dur bea.. rijkaard'ı getirmişiz gerçi kimse onu almadığı için bize kalmış ama olsun bir şekilde getirmişiz adama biraz fırsat ver bea abi.. tamam beceremez bu işleri bu ülkedeki tüm hocaların şampiyonlar ligi şampiyonlugu war ama olsun yau.. sen az bekle beceremezse giderken arkasından yumurta atarız beraber..

Gündüz Feneri dedi ki...

@ franchi

sen de bence insanların samimiyetiyle ilgili ferman vermeden önce bir daha düşün. sen blogunu o zihniyetle devam ettirirsin, ben bu zihniyetle... hiçbirimiz de birbirine hesap soramaz ya da akıl veremez. ben buraya böyle yorum yazanların aklının alamayacağı kadar tarafsız bir futbolseverim. "g.saray bu ülkenin en büyük futbol takımı" diyen bir fenerli gördün mü hayatında? veya hanginizde fener için bunu söyleyecek bir "duygulardan arınmışlık" var? şu yorumu yazdığına göre hayal bile edemezsin bence.

ben gs'ı yazmak için hiç kimseden icazet alacak değilim. ben futbolu, fener'i sevdiğimden daha çok seviyorum. bu size yabancı gelebilir, siz bildiğiniz gibi yapın o zaman.

Chao Grey dedi ki...

Tamam, onu geçelim. Demek ki yanlış biliyormuşuz. Asıl meseleye gelelim, yani Rijkaard'ın hocalığına. Şöyle demişsin: "Eğer Hollandalı olmasa asla ve asla o CV ile Barcelona'nın başına (ömür boyu) teknik direktör olamayacağıdır." Yani Barcelona sırf Sarı Fare önerdi diye gitti kumar oynadı, bu mudur olay?

Mustafa Sarp meselesine gelelim; "u kadar kıymetli bir adamdı madem, tek bir G.Saraylı'nın bile (üstelik kendilerine gol atmasına rağmen) "şu adamı alalım" dediğini neden görmedik, duymadık?"

Bir futbolcunun Galatasaray'da oynaması gerektiğinin kriteri bu mu; "şu adamı alalım" lafı? Nereye varmaya çalıştın bu sözlerle anlamak zor. Mustafa'yı Fener'in istemesinden ve alamamasından sonra Galatasaray'a gelip de şimdiye kadar neredeyse her maçta oynamasıyla bir alakası yoktur umarım; Servet sendromu yani.

Bu yazıda ciddi anlamda satır arasına çalışıldığına inanıyorum. Sabri'nin deli fişek olduğu malum, ama Rijkaard'ın Sabri'yi nasıl adam ettiğini görmemek de ayıp.

Gündüz Feneri dedi ki...

@ yunus

eleştirilerine saygı duyarım ama yazdığım bir şeyi tekrar oku; diyorum ki: rijkaard "neticeyi iyi futbolla alır, iyi futbol olmazsa netice alamaz." burada bahsettiğim netice "kupa"dır. yoksa birer birer maçlardan bahsetmiyorum.

ayrıca rijkaard'ın ilk basın toplantısından sonraki yazımı okuyun. orada dedim ki, resmen kıskanıyorum. gs istediğini alabilse de alamasa da bu adamın bu ülkede çalışması müthiş bir şey, buna bir şey diyen yok. tıpkı zico gibi? bu arada, rijkaard'ın olduğundan 10 kat daha iyi ve efsane topçu olan zico'ya hangi gs taraftarı bizden rijkaard'a beklediği saygıyı duydu, bunu da yorumunuza bırakıyorum. ben yine de rijkaard'ı çok seviyorum. ama hocalığı ile ilgili düşüncelerim bunlar.

Gündüz Feneri dedi ki...

@chao

satır arasına çalışmak ne demek, senden 10 yaş büyüğüm ama ben bilmiyorum. anlatırsan biz de onu öğreniriz.

sarp'ın gs'da oynaması seni rahatsız etmiyorsa güle güle kullanın o zaman kardeşim. benim için selçuk 2 gömlek daha iyi oyuncudur ondan. fener alamadı diye böyle yazdığımı düşünmen hakikaten komik. ayrıca fener'in isteyip alamadığı lafı da güzel bir fantezi sadece.

ve son olarak, sabri'ye deli fişek derken olumlu bir şey söylüyordum (yerinde duramayan anlamında). adam olmadığına vurgu yapacak olsam "ruhi dengesi bozuk patlamaya hazır bir bomba" falan derdim. sen hangi gözlükle okuyorsan o gözlüğü çıkarıp öyle oku yazıları. deli fişek lafı da nasıl adam olmamaya işaret ediyor, anlamak güç.

Chao Grey dedi ki...

Sabri'nin "deli fişek" olması ne kadar iyiyse o kadar da kötüdür, bunu sen de biliyorsun. Dünyadaki her hızlı futbolcu deli fişek mi yani?

Satır arasına çalışmak şu demek: Asıl fikilerini satır aralarına serpiştirmek demek. Ben bu yazıda objektiflik maskesi altında fanatizm görüyorum demek.

Mustafa'yı Fener alamadı diye böyle yazdığını düşünecek kadar tecrübe edindim şu genç yaşımda. Servet'i hala Shevchenko'yla anan Fenerliler sağolsun. Bu senin fanatik olduğun anlamına gelmiyor, ama şu yazıyı okuyunca samimi olduğunu göremedim maalesef.

Gündüz Feneri dedi ki...

@chao

canın sağolsun. sen öyle göremiyorsan ya sorun sendedir, ya da bendedir. ama ben tarafsız olduğumu söylüyorum, gözleri açık olanlar bütün yazılarımdan bunu çıkarabilir.

ayrıca hayatımda her türden yüzlerce yazı yazdım ama satır arasına düşünce serpiştirme yoluna hiç tevessül etmedim. hatta genel olarak satır aralarıyla hayatta hiç işim olmadı. karşımda allah da olsa düşüncelerimi açık açık söylerim ben. hep öyle yaptım.

sen o zaman "kişi kendisi nasılsa karşısındakini de öyle görür" lafını duyacak ve bu lafın ne kadar doğru olduğunu görecek kadar da yaşamışsındır. benim düşüncem de bu maalesef.

Chao Grey dedi ki...

Öyle olsun madem.

M. Alper dedi ki...

Bence güzel ve düzgün bir yazı olmuş.
Özellikle şu kısmı.

"İçlerinde Rijkaard'ın önemli hatalar yaptığına dair bir his bulunmakla birlikte, bunun tam karşısında duran "Rijkaard'a tapınma" içgüdüsü ve onun kişiliğinde Hagi'den beri sürekli arayıp bir türlü bulamadığı kahramanı bulduğunu zannetme rüyası yüzünden ne yapacaklarını, ne düşüneceklerini, ne söyleyeceklerini şaşırmış durumdalar."

Yazılarını zevkle okuyorum. Devamını bekliyorum.

kara deryalarda bir fenersin dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
kara deryalarda bir fenersin dedi ki...

Ben de bir Fb'li olarak başta burası olmak üzere chao ve franchi'nin bloglarını beğeniyle takip ediyordum.Sadece aklı başında oldukları için ve fanatizmden öte akılcı satırlar aktardıkları için fakat;şurada okuduğum yorumlar heleki franchi'nin yorumuyla açıkçası hayalkırıklığına uğradım.Ama takip ettiyseniz gündüz feneri Rijkaard'lı yorumları a.gücü maçı sonrası değil daha öncesine dayanıyor.Günlük;popülist;ben bilirimci tarzda söylenmiş yazılar değil kaldıki sizin yazınızlarda adeta ağzınızdan bal damlıyolardı ,hafifçe de olsa içten içe bir barça özlemiyle karaladınız kimi yazıları.Fakat burda Fener kazanırken bile takıma dair olumlu ve olumsuz(genelde olumsuz)eleştiriler bulabiliyorduk.
Haa sen de altı üstü bir fenerlisin ve renktaşın yanında duracaksın tabi de diyebilirsiniz.
Gündüz feneri daha çok yazsın dilerim.Daha güzel yazılar okuyalım futbola dair.

serdar dedi ki...

Felaket. Umarım, isterseniz, yorumumun gerisini de okuyun. Ama ne yazdıgımı tahmin ediyor olabilirsiniz.

"Galatasaray taraftarının icinde bulundugu" ruh halini betimlemeye calısırken yansıttıgınız gorusun farkında degilsiniz, ya da arkasında duramıyorsunuz.

Size bir Galatasaraylı şöyle bir yorum yapsa sizin bu yazınızdaki tutumunuzdan nerelerde farkı olur?

"Fenerbahce taraftarı son dönemlerde üç sene önce kendilerini cok daha mutlu hissettikleri günlere dönme konusunda o kadar saplantılı hale gelmiş ki, rakip takım hakkında tutarsız yorum yapmakta; bunu da tarafsızlık kisvesi ile sofraya koymaktalar. Her ne kadar Daum ile Türkiye şampiyonlugu için mantıklı bir adım atmış olsalar da, uzun vadede bu kararın yanlış oldugu ortadadır."

Bu yorum sizce taraflı mı?
Söyleyeyim, değil.

Peki siz buna yanıt verirseniz, ne verirseniz verin, üstteki yorumu yapanın size yanıtı ne olacak?

"İşte saplantısından kurtulamamış kesimden bir Fenerbahçeli daha"

Galatasaraylılar Fenerbahceyi yorumlasın, tam tersi de tabii ki, ancak, bunu yaptıgımızda objektif olamayabilecegimizi kabul edememek, sübjektifliğin daniskasıdır.

Bir de unutmadan.

Rijkaard bir taktik deha olmayabilir. Dünyanın en iyi teknik direktörü olmayabilir, ki bence değildir de. En karizmatik ya da en sevecen ya da en disiplinli de degildir. Ama Rijkaard'ı eleştirmeye kalkarken dikkatli olmalısınız. Çünkü adamcagızı yermek icin attıgınız taklalar gerçekten komik gozukmekte. En azından saygı duyun. Lütfen.

Saygılar, sevgiler.
Adsız

Gündüz Feneri dedi ki...

@kara deryalar ve alper

sağolun kardeşler. gerçekten anlayan birilerinin olduğunu görmek güzel.

Gündüz Feneri dedi ki...

@serdar (ya da adsız)

kardeş, benim "olduğum ya da olmadığım" bir şey üzerine insanlar nasıl bu kadar kesin yargı ve görüş belirtiyor, gerçekten de anlamıyorum. kardeşim, g.saray fener'den daha büyük takım diyorum; uefa almış, süper kupa almış, şkk yarı final oynamış, 17 lig, 14 kupa kazanmış, cl çeyrek final görmüş vs. fener bunları yapsa sen fener'e gs'dan büyük diyebilir miydin? sen ve senin gibiler bunu aklından bile geçiremez. her maç sizi yeniyoruz, hala oyuncularınızdaki kompleksi bile kabul edemiyor bir çoğunuz. bırakın allah aşkına, kendinizde olan bir şeyi başkalarında da varmış gibi saplantılarla yorum yapmayın lütfen.

ben sizin tahayyül edemeyeceğiniz bir haslete, "gözlüksüz bakabilme" hususiyetine sahipsem ve siz değilseniz, bu suç mu? ya da niye bu kadar imkansız geliyor, bunu anlamıyorum. ben gs takımı hakkında yazarken tarafsız yazmayacaksam, o zaman o yazıyı yazmam. sabri'den, emre aşık'tan, baros'tan, ayhan'dan vs. ne kadar iğrendiğimi anlatmam gerekir o zaman; bunu niye yapayım? ben gs taraftarı gibi de değil, gerçekten de bir "futbolsever" gibi yazmaya çalışıyorum. ha, %100 beceremiyor olabilirim. ama bu konuda önemli olan hüsnüniyettir. siz ben,m bu yazıyı yazarkenki hâlim kadar iyi niyetli misiniz yorum yaparken, işte ben onu hiç zannetmiyorum.

sevgiler bizden.

caglar dedi ki...

Haci korkdugun satir aralarindan belli tutusmussun tabi kiskanclikta var.sizdeki bu korkuyu gormek bile yeter bana.Bakis acisi derken kassetdigim seyi sen hemen bana cevabinda gosterdin.ilerleyen haftalarda diyerek.Kadikoydeki maca guveniyosun biliyorum.Buyuk ihtimalle bizi gene yeniceksiniz.Eee sonra avrupanin siradan bir takimindan 3luk olup geliceksiniz.Iki kulubde turk futbolunun en buyugu arada sadece vizyon farki var.vizyon sahibi olanlar GS tutuyor yada GS olanlar mi vizyon sahibi oluyor orayi tam anliyadim.Daumu getiren yonetimle rijkaard i getiren yonetim farkida bunu destekliyor zaten.olaya sig bakiyorsun.biz yillara sen haftalra bakiyosun fark burda.gunluksunuz iste.Ruyalardasin demissin evet ruyalardayim.Hersey bir hayalle ruyayla baslar.Bosuna demedik sizin hayallerinizin bittigi yerde bizim gerceklerimiz baslar diye.ruyalarimiz olmasaydi sizin gibi hale lokal basarilarla ovunuyor olurdum.Halada korkuyosunuz o yuzden boyle yazilar yazip gs taraftarinin aklini karistirmaya calisiyosunuz ama GS taraftari bu oyunlara gelmicek kadar bilinclendi diye umuyorum.Umarim bir sizede hayaller ruyalar kurdurucak bir vizyonunuz olur

Gündüz Feneri dedi ki...

@çağlar

boşver kardeş, yorumunu okuduğumda gerçekten de içten bir şekilde gülgüm. inşallah senin gönlüne göre olur her şey. biz lokaliz, günlüğüz (ne demekse?), vizyonsuzuz, kıskancız; bunların hepsinin tersi de sizsiniz, aferin size. bakalım ilerleyen haftalarda neler diyeceksiniz. hepimiz burdayız "hacı".

serdar dedi ki...

Gerçekten ilginç bir cevap. yanıtınızın ulusa serzeniş şeklinde başlıyor olmasından cok, söylediklerime zerre kadar bir yanıt icermiyor olması daha ilginç geldi bana.

Öncelikle, benimle konusurken benimle konusursanız sevinirim, ben galatasaray taraftarının görüşlerinin yansıması ya da agırlık merkezi değilim.

Sonra, şu kısma takıldım da;

"sen ve senin gibiler bunu aklından bile geçiremez. her maç sizi yeniyoruz, hala oyuncularınızdaki kompleksi bile kabul edemiyor bir çoğunuz. bırakın allah aşkına, kendinizde olan bir şeyi başkalarında da varmış gibi saplantılarla yorum yapmayın lütfen."

Biz kimiz?
a) kötü niyetliler
b) GS futbol takımı
c) saplantılı yorumcular
d) "bu pasajda ironi var"

Maruzatıma gelince. Ben size "GS DAHA BUYUK HA!" demiyorum dikkat ettiyseniz. Bunu kabul ettiginize deginmenize hiç mi hiç gerek yoktu. Onceki yorumumda da degindigim suydu, herkes herkes hakkında yorum yapabilsin. Beni bu mesajı atmaya motive eden, daha sonra size cevap verenlere su cevabı vermeniz oldu,

"bu yazıdan bunu anladıysan sana helal olsun. sen rüyadan henüz uyanmayan kesimdensin anlaşılan. ileriki haftalarda görüşürüz. başka bir şey demiyorum."

Tek soylemeye calıstıgım, hem bu yorumu yapıp, hem
"ben sizin tahayyül edemeyeceğiniz bir haslete, "gözlüksüz bakabilme" hususiyetine sahipsem ve siz değilseniz, bu suç mu?"
derseniz, bir noktada çelişkiye düştüğünüzü belirtmek de "bizim gibi" yorumculara düşer. Buna cevap olarak "Kardeş bunlar beni nasıl bulur anlamıyorum ya?" mealinde bir şeyler soylemiş olmanızdan çok "Evet Galatasray konusunda tarafsız değilim ama görüşlerim bu." diyebiliyor olmanızı yeğlerdim. Ama siz gerçekçiliğinizi, Galatasarayla ilgili yorum yaparken değil, bu yorumlardaki tarafsızlığınızı savunurken kaybediyorsunuz. Tabi bu benim görüşüm.

Daha ilginci de bu yanıtınızda hala objektif oldugunuzu iddia ediyor olmanız. Bana gelince, kötü niyetimi lütfen yüzüme vurun. Benim derdim de bunların üzerine konusabiliyor olmak.

"ben ve benim gibiler" üstün yeteneklerinizden dolayı sahşınızı kutlar ve başarılarınızın devamını dileriz.

Gündüz Feneri dedi ki...

@serdar

senin gibilerle ilgili seçenekleri koyarken eksik davranmışsın. doğrusu şu olacaktı:

e) komik olduğunu zanneden, laf kalabalığı içinde bir şey söylüyormuş gibi görünüp aslında hiçbir şey söylemeyen, tabirleri karıştıran (ulusa "serzeniş"(!?) ama bunun farkında olmayan, ne yeğlediğinin herhangi bir önemi olmadığından habersiz, ne anlatmak istediğini kendisi de bilmeyen vs.

bir kere, senin ne istediğin ya da ne dememi beklediğin benim umrumda bile değil. şu yaptığın yorumlarla zaten senin niyetin ve benimki net bir şekilde anlaşılmıştır. yorumlarımızın "yorumlanmasını" başkalarına bırakalım. sen benim tarafsız olmadığıma kafayı takmışsın; bozuk plak gibi tekrar ediyor ve bunu söylememi istiyorsun ama böyle bir şey olmadığı için ben bunu söylemeyeceğim.

"ileriki haftalarda görüşürüz" lafının tarafsız bir şekilde yaptığım analize herhangi bir halel getirmediğini sen anlayamamışsın, izah edeyim: ben diyorum ki, benim kendimce gs ile ilgili görüşlerim bu yazıdakilerdir. bence sonu iyi değil takımın. ha, sen bana abuk-sabuk önermelerle çemkiriyorsan bekleyelim görelim, bakalım hangimiz doğrusunu düşünüyormuş. özetle söylediğim bu. senin paragraflarca yorum yazıp kendini yorman boşuna yani, burada herhangi bir çelişki yok.

kaldı ki sezon başından beri "senin gibi" kör taraftarlar barça hayalleriyle maç izliyordunuz, şimdi ne oldu? sen bu kadar cümle yazıp "sezon başında ben de coştuydum ama şimdi kıçımın üstündeyim, kendimdeyim" diye eklemeyi unutmuşsun ama yazdıklarından bu anlaşılıyor zaten. "senin gibi" derken kast ettiğim şey işte buydu.

şimdi burayı iyi oku: bu yazıdaki düşünceler benimdir ve ben "senin gibilerin" aksine bugün piyasaya çıkmadım. aç, geçmiş postları oku, hangimizin görüşünün daha itibar edilebilir olduğunu görürsün. ama sen gördüklerinden de bir şey anlamadığına göre fazla bir şey ifade etmeyebilir. bilahare onları da tercüme ederiz sana.

serdar dedi ki...

Daha ilginç.

1. Yazınıza "kardeş, benim "olduğum ya da olmadığım" bir şey üzerine insanlar nasıl bu kadar kesin yargı ve görüş belirtiyor, gerçekten de anlamıyorum." şeklinde başlamıştınız. Burada bir 'serzeniş'te bulunmuştunuz. Ben de buna atıfta bulundum. Ulusa sesleniş ve ulusa serzeniş arasındaki farkı gayet iyi biliyorum. Farketmiş olmanız sevindirici, ama saçmalamanız üzücü olmuş.

2.Ne anlatmak istedigimi bu yorumda ücüncü kez belirtecegim, bu yüzden lütfen benimle ilgili müthiş yargılar yapmaktan vazgeçin, ve dediklerime cevap verecekseniz yanıt verin lütfen.

Benim soyledigim, tarafsız oldugunuzu soyluyorsunuz, ama değilsiniz. Bu kadar basit. Laf ebeliği, komiklik yok.

Benim GSnin futboluyla ilgili görüşümle ilgili zerre bilginiz olmamasına ragmen yaptıgınız garip genellemelere ne desem bilemiyorum. Kanımca gözlüksüz bakma yeteneginizin bulundugu yerden ürettiniz bunları da.

Tekrarlıyorum. Çok basit.

Görüşlerinize "itibar edilmez" demiyorum. "Haksız cıkacaksınız" demiyorum. Belki de dediklerinizin hepsinde, yüzden yüz haklı cıkacaksınız. Ki tahmin ettiginizden daha fazlasına katılıyorum bu yazının.

Ancak tarafsız oldugunuzu iddia etmeyin, gozluksuz baktıgınızı da. Bunu itiraf etmenize gerek yok zaten, gercekten. Bozuk plak tadı verdiysem, sebebi konuyu once ve hatta hala baska yerlere cekip abuk subuk genellemeler yapmanızdır.

Egonuzu da satırlara sıgdırmaya calısın lutfen. Ben herhangi bir piyasaya cıkmadım, sadece bir okuyucuyum. İtibar edilme gibi bir derdim de yok. Sizin de olmamalı. Ki zaten burada "yazar" siz, "okuyucu" benim. Size saldırma, leke atma gibi bir niyetim de yok. Ama eger boyle basit seylere boyle tepkiler verecekseniz yourm fasilitesini ne ise yaradıgını bir daha düsünmek lazım.

Son kez.

Sadece tarafsız oldugunuzu soyluyorsunuz, ve bence degilsiniz. Tum soylemek istedigim bu. Istedigimiz cıkarımı yapabilirsiniz.

İnanın su raddeye gelecegini hayal edemezdim. "Evet tarafsız olmaya calısmıyorum zaten." gibi bir şey soyleyebilcekken beni kafanızdaki "ezik Galatasaraylı" konumuna koyup eglenmeniz sizin için keyfli bir beyin jimnastiği oldu galiba.

İyi akşamlar.

franchi dedi ki...

@gündüz feneri,
ben sana "galatasaray ulkenin en buyuk futbol takımı de" demiyorum ki, sadece bir seyi elestirirken objektiflik maskesinin ardına sıgınıp chao'nun dedigi gibi satır aralarında kılıc sallamayın.. direkt olarak yazın boyle boyle diye, daha samimi olur..

rijkaard'ın cruyff olmasa barcelona'nın basına gecemeyecegi gibi bir fikir satır arasında caktırmadan yer edinmisse iyi niyetten suphe ederim..

rijkaard yakın tarihteki en basarılı 3-4 teknik adamdan biri bunu her ne kadar kabullenmek istemeseniz de.. hollanda'nın yarı final oynaması basarı degilse onu bilemem, turkiye'nin ceyrek finale cıkınca kendinden gectigi turnuvada hollanda'nın yarı finali basarıdır..

futbol tarihinde buyuk bir efsane olmus ve ilk ciddi teknik adamlık deneyiminde avrupa sampiyonası yarı finali yasamıs bir adam icin barcelona'da acık kapı vardır her zaman..

nasıl ki leonardo futbolculuk kariyeri yuzunden milan'da sans bulabiliyor, nasıl ki ciro ferrara hic dusunulmeden juventus'un basına gecirilebiliyor, rijkaard'da barcelona'nın basına gecebilirdi ve gecip basarılı oldu..

Gündüz Feneri dedi ki...

@serdar

evet bir yere kadar eğlenceli ama bir yere kadar da yorucu. çok şey söyleyip hiçbir şey söylememeyi her seferinde becerebiliyorsun. bense kendimden emin ve müsterihim. yeter artık, burada kesiyorum bu mevzuyu. sen ne istersen onu düşün.

@franchi

sen iyi niyetten şüphe etmeye devam et o zaman. daha önce de dediğim gibi ben müsterihim; hiçbir art niyet taşımadan bir değerlendirme yazısı yazdım. yorumlamak okuyanların işi, sen öyle yorumluyorsan aksini iddia edip debelenmeyeceğim.

nedegilefendim dedi ki...

@gündüz feneri

Yapılan analize gelen tepkinin bence en temel sebebi, Rijkaard'dan çok taraftara yöneliyor olması.

Bir Fenerbahçeli'nin veya Galatasaray'lının rakibini yorumlarken tam anlamıyla objektif olabileceğine de inanmıyorum. Elbette kabul edilecek bazı objektif doğrular olacaktır, ancak genelde objektif yazının formülü açık görünen şeyleri övüp, arada kalan şeyleri yermektir. Ben istemeden de olsa yapıyorum bazen aynı şeyi. Ama tamamen objektif olduğunuzu kabul edip yazıya eğiliyorum size olan saygımdan dolayı.

Oynanan futbolun neye göre kötü olarak değerlendirildiği konusunda hiçbir veri yok yazıda. Neden kötü oynuyor Galatasaray? Bloklar mı kopuk? Topsuz oyunda mı etkisiz takım? Pas trafiğinde mi arıza var? Defans mı uyumsuz? Takım savunması mı sorunlu?

Zamanında yaptığınız bir Brezilya eleştirisi vardı. Bu yazıyı ona çok benzetiyorum. Belirli futbolcuların geçmişleri üzerine edindiğiniz bazı kanılar var. Bu oyunculara kafanızda verdiğiniz teknik notlar var, bu notlar özelinde Galatasaray'ın futbolunu yorumluyorsunuz.

Ne yazık ki futbolcular matematiksel parametreler değildir, yoksa her şey daha basit olurdu, hepimiz de birer Mourinho birer Ferguson olurduk.

Mehmet Topal bundan 4 sene önce Dardanel'de oynarken kaçtı? 4 müydü 6 mıydı 8 miydi? Gudjohnsen Chelsea'de oynarken kaçlık bir ortasaha oyuncusuydu? Barca'da kaça evrildi? Olympiakos'un Yaya Toure'si Marquez'i kesebilecek bir oyuncu muydu geldiğinde?

Ne Topal %100 kazmadır ne Arda %100 tekniktir, mesele "bence" bir bütün halinde oynama sorunudur. Şu kazma şu değil diye oyuncuları kategorize etmek bana oyunculara çok statik bir perspektiften bakmak gibi geliyor ve açıkçası çok doğru bulmuyorum.

Mevcut oyuncu topluluğuyla homojen bir bütünün çıkmasının olanaksız olduğunu iddia edersiniz, saygı duyarım.

Ama Ayhan Akman denilen top cambazını ve Pirlo'yu hatırlatırım size, oyuncuların ve oyun yapılarının değiştiğini söylerim.

Daha da önemlisi, Linderoth ve Ayhan'ın sakatlıklarını, Elano'nun fiziksel düzeyinin ancak 90 dakika kaldıracak seviyelere çıktığını hatırlatırım.

Bu takım 4 stoperin üçünün sakatlığıyla boğuştu bu sezon. Orta saha tandemindeki iki seçeneği de sakatlandı. Kanat oyuncularından biri de sakatlandı. Bu durumda oyuncuların sağlık durumlarına ve fizik kondisyonlarına bakmaksızın oyuncu tercihlerini eleştirmek olsa olsa ön yargıdan kaynaklanırmış gibi geliyor bana.

Kaldı ki bu önyargıyı da belli ki Rijkaard üzerine daha önce okuduklarınız ve seyrettiklerinizle oluşturmuşsunuz.

Ankaragücü maçında da Graz maçında da Galatasaray kazanabilirdi. Fenerbahçe de 8 maçın 8'inde de puan kaybedebilirdi.

Galatasaray'ın sorunları yok mudur? Tabii ki vardır. Ama bu 6 kazma 5 klas çatışmasından değil, tamamen topsuz oyundaki hareketsizlikten, bloklar arası kopukluktan, fiziksel düşüşlerden ve daha da önemlisi motivasyon eksikliğinden kaynaklanmaktadır bence.

Arda, Keita, Baros ve Elano gayet de fiziksel olarak hazır olduklarında topun arkasına geç"ebilen" oyuncular. Daha da önemlisi bunu yapmaktan kaçmaya oyuncular.

Beğenilmeyen kazma oyuncular Türk milli takımının savunma rotasyonu.

Hakan Balta - Gökhan Zan - Servet Çetin - Sabri dörtlüsü geçen Avrupa Şampiyonasında yarı final oynadı.

önlerindeki Topal, Ayhan ve Arda'yı da unutmayalım.

Bu iskelete Leo Franco, Elano, Keita, Baros ve lütfeder de iyileşirse Linderoth'u eklerseniz Galatasaray taraftarlarının neden heyecanlandığını anlayabilirsiniz.

nedegilefendim dedi ki...

Galatasaray yeni yapılanan bir takım, Mustafa Sarp ise çok basit oynayan ve taktik disiplini ile bu geçiş döneminde takıma çok fayda sağlayan bir oyuncu. Kadro kalitesi açısından da Galatasaray'ın istenilen oyunu oynayabileceğinden hiçbir şüphem yok.

Bundan daha da önemlisi Galatasaray hakkında yapılan Orta Sınıf takım olabilirse başarıdır saptamasını tam anlamıyla yanlış buluyorum. Zira Panathinaikos'tur orta sınıf takım Olympiakos'tur Marsilya'dır Lyon'dur Porto'dur Benfica'dır. Diyeceksiniz ki belki Benfica zayıftır, Panathinaikos savunması kötüdür, Olympiakos vasattır.

Pana'nın geçen sene son 16 yaptığını, Olympiakos'un her sene Şampiyonlar ligi'ne katıldığını, Benfica'nın kaçıncı torba takımı olduğunu hatırlatırım.

Galatasaray ve Fenerbahçe halihazırda Avrupa'nın orta sınıf takımlarındandır kanımca. Fenerbahçe potansiyelini yansıtamamakta Galatasaray ise yansıtabilmektedir. Beğenmediğiniz Galatasaray iskeleti geçen sene saçma sapan yönetimsel hamleler yapmasa idi UEFA kupasını elini kolunu sallayarak alacak güçteydi. Stoperde Kewell'ı oynatan takımın Fransa şampiyonunu elediğini ve Hamburg'a saçmasapan bir şekilde elendiğini hatırlatırım tekrar.

Demem o ki:

Galatasaray'ı oyuncu kalitesi ve teknik direktörünün sakatlıklar yüzünden yaptığı oyuncu tercihleri üzerinden eleştirmek bence çok da sağlıklı değildir.

Saha içi arızalara değinmeden oyunculara verilen sanal puanlarla bu eleştiriyi yapmak ise yine bence hiç yapıcı bir eleştiri tarzı değildir, verilen puanlar üzerinden yapılan herhangi bir eleştirinin de objektif olması ise zaten beklenemez.

my jekyll doesn't hide dedi ki...

vay anam vay neler dönmüş serhat ya..
blogumda yazayım bunu ben..:D

alessandro del piero dedi ki...

abi nacizane bir galatasayli ve bu blogu begenerek okuyan birisi olarak gorusum; evet kesinlikle bu ulkedeki milyonlarca gs'li ve fb'li futbolseverden katbekat daha tarafsizsin. burada sirf galatasaray'in ve rijkaard'in begenmedigin yonlerini soyledigin icin tarafsiz olmadigin iddia edilmis, halbuki bu blogu okuyanlar bilirler, kendi takimin icin hem de iyi gittigi dusunulen zamanlarda bile daha agirlarini soyleyen birisin.

objektifliginle ilgili hicbir suphe duymuyorum, ancak yukarida bir arkadasin dedigi gibi futbolu analiz ederken yalnizca futbolcularin bireysel ozelliklerinden yola cikip sistem icerisinde olusturduklari butunlugu goz ardi ediyor gibisin. ayrica mustafa sarp konusunda da biraz fazla onyargilisin, cunku bu seneki gs'yi surekli izlediysen su futboluyla topal'in sarp'in tirnagi bile olamayacagini fark etmis olman gerekirdi. potansiyel ve gecmisi olarak topal daha iyidir, kabul ederim ancak son 1 senedir topal'in sahaya koyduklari 0 eder, hatta eksilere bile oynar.. zaten linderoth (artik nasil olacaksa) hazir olarak geri dondugu vakit orta sahadaki sikintilari da minimum duzeye inecektir takimin.

sanirim yazilarinin insanlarin gozune cok batan bir diger ozelligiyse, bir konu hakkinda olumsuz elestiri getirirken cok fazla karamsar olman ve bir seylerin iyiye donusebilme ihtimalini tamamiyla goz ardi etmen..

burada gs'lilardan cok fazla tepki aldigin icin umarim bizim takimi degerlendirmekten vazgecmezsin bundan sonra, belki her gorusune katilmiyoruz ama kesinlikle dikkate deger ve art niyetli olmayan yazilarin var. muhtemelen insanlar ilk defa bugun dikkatle okudular seni, kendilerini ilgilendiren bir konu oldugu icin.. en saygideger fenerbahceli blogu oldugundan da hicbir suphem yok ayrica..

Can dedi ki...

Galatasaraylılarla yeterince polemik yaşanmış; ben oturup birşey söylemeyeceğim uzun uzun. Ancak gerek oyuncu tercihleri, gerekse taktik yapı ile ilgili eleştiri yaparken, hem o yapıyı hemde baştaki insanın istediklerini iyi bilmek lazım. Oyuncu bazında yorum yapman zaten oynatılmak istenen sistemi doğru anlamadığını gösteriyor.

http://www.amazon.com/Teambuilding-Road-Success-Rinus-Michels/dp/1890946737/ref=cm_cr_pr_product_top/180-6039332-6518624

Bu kitabı okumanı tavsiye ederim.Baya yardımcı olacak kitap var total futbol hakkında. Eleştiri yapmak için olan biteni doğru bilmek gerekli; öbür türlü fikir yürütmekten ibaret olur söylediklerimiz ki, bunlarda gerçeği yansıtmaz. Kolay gelsin.

brdfckr dedi ki...

ya neyden bahsediyorsunuz neyin cabasini veriyorsunuz bilmiyorum. Medyada Galatasarayli bir tane agir top yok. Federasyonlarda (Futbol, basketbol vs) bi tane Galatasarayli adam yok. Insaat ihalelerinde almis basini gidiyorsunuz.

Ya birakin kardesim bizi, alin ulke sizin olsun.

Neyin tarafsizligi ya? Bu mudur mantik? Bu takim bitecek hee haberiniz olsun. Objektiflikten bahsederken icinizde tuttugunuz dogrulardan da biraz bahsetseniz? Icinizde tuttugunuz derken bilmiyorum madem bu kadar biliyorsunuz futbolu bu takiminda bazi dogrulari olmasi gerekir herhalde.

neyse umarim bir gun objektif bir duygu duyarsiniz.

Gündüz Feneri dedi ki...

delpiero, nedegilefendim, can hepinizin görüş ve tenkitleri başımız üstüne, böyle söylendikten sonra okuyup mutlaka birşeyler alır benim konumumdaki biri, bu kesin. sonuçta hep söylediğim gibi, her şeyin en doğrusunu biz bilmiyoruz (her ne kadar öyleymiş gibi davransak da:) insanlar böyle bedava yapılan bir işin (blogdan bahsediyorum) iyi niyetle yapıldığını görsün, başka bir şey istemiyorum. yaş 32 olmuş, hayat gailesi en hard bir şekilde yakalamış ümüğümüzü sıkıyor, bu halde gs nefretiyle beslenip öyle hareket edecek, pndan beslenecek bir durum yok, olamaz. o yaşları geçtik biz ama anlatamıyoruz.

caglar dedi ki...

Ustat ismini bilmediigim icin "haci" dedim.Benden yasca bu kadar buyuk oluxagin aklima gelmedi.Sen bir blog yazari olarak bence olaylara daha ince bakmalisin.Ben gunlik gazetelerin spor sayfalarini takip etmiyorum bloglari kesfetigimden.cok buyuk zevklede okuyorum tum yazilari ve yorumlari.senin yazin bir futbol bilogu yazisindan cikip sabah ve hurriyetin pacavra kivamindaki spor sayfalarinda hincal uluc yazisi gibi olmus.Diger yazilarini bilmesem hep boyle yaziyor dicem ama herzaman takip ettigim bir blok burasi.bir dayanak gostermeden gs boyle cokucek soyle olucak demissin sana yakusmadi.
Son bir sey senin onerin nedir rijcaard gonderip capello yu mu alalim.yoksa hikmet karamanimi.
Elimize bir firsat gecmisken bu sansi degerlendiricez.

Gündüz Feneri dedi ki...

bir dayanak göstermeden mi? daha nasıl dayanak gösterelim birader? adam 5 savunmacı, 4 forvet, 1 hücumcu savunmacı (sabri) şeklinde bir takım kurdu. takım gol pozisyonuna sadece bireysel hareketler sonucu giriyor. oyuncu seçimleri yanlış, değişiklikleri yanlış. barça döneminden bile hiçkimsenin hatırlamadığı maçları örnek gösteriyorum. daha nasıl dayanak bulacağız? katılmıyorsan katılma, okumuyorsan okuma ama senin şu yazıya eleştirin, benim rijkaard'a yaptığımdan çok daha dayanaksız..

özgür koç dedi ki...

Gündüz Feneri yazın gerçekten kaliteli bir yazı ve önermelerini kendine göre iyi şekilde desteklemişsin.

Ama Cruyff olmadan Rijkaard'ın becereiksiz olması, diğer takımların Rijkaard'ı almaması veya alamaması durumunun Rijkaard'ın kalitesiz bir teknik direktör olduğunu göstermesi, ve son olarak Mustafa Sarp'ı sadece ismi ve geçmişinde bir başarısı olmamasından dolayı eleştirmen her ne kadar objektifim desende, maalesef görmek istediğin şeylerin yazına belkide istemeden de olsa yansımış.

Rijkaard'la ilgili yazına yansımış yorumlarını ispanya'da söylesen gülerler heralde. Nasılsa türkiye'de biz sporu Selçuk Manav,Rıdvan Dilmen ve Selçuk Yula'dan biliyoruz.

Sevgilerimle,
Özgür

Arkhe dedi ki...

Çok kıskançsın Gündüz Feneri.

caglar dedi ki...

Söyleyebileceğimiz bir başka şey, eğer Hollandalı olmasa asla ve asla o CV ile Barcelona'nın başına (ömür boyu) teknik direktör olamayacağıdır. Ama Katalan kulübündeki Cruyff tandanslı Hollandalı hakimiyeti mâlûmunuz. Dolayısıyla o âna kadarki kariyeri ile hak etmemiş olsa da Barcelona gibi bir kulübe hoca olması büyük bir şans.

Senin bu kadar barcelona ile ic ice oldugunu istikbarat geldigini bilmiyodum kusura bakma.Barce yonetimine yakin biri olarak burda barce ile ilgili paylasicagin kamuoyunun bilmedigi seyleri dort gozle takip edicez

saygilar

caglar ozdundar

efe zeplin dedi ki...

gündüz feneri; düsüncelerini açıkça ,gerekçeleriyle ifade ettiğin güzel bir yazı olmuş,çoğuna katılmıyorum .Tarafsız olmanı beklemek aptalca ,çünkü bu imkansız .Bence rijkaard iyi bir teknik direktör,ekibiyle birlikte uygulamaya çalıştığı sistemin ,uzun vadede takımın karakterine sezonlar boyunca işleyecek bir futbol anlayışının sancıları bunlar.İnsanların bu kadar tartışmasının sebebi de bu bence,alıştığımız birşeye benzemiyor,uzun vadeli planlar sadece futbolda deil politikada,sosyal düzenlemelerde de bize yabancı.Ancak galatasaraylılar bunu görebiliyor,bizi mutlu edende bu.düşkırıklığı olabilir mi?..elbette ,mümkün gelecekten ve garantisi olmayan futboldan bahsediyoruz ama takıma inanç burada devrreye giriyor.Zaten herkezin hemfikir olduğu arızalar dışında takımın durumu da inancımızı pekiştiriyor,rijkaard ı göklere çıkarmak olarak algıladığın şeyde bu zaten,dediğim gibi bize yabancı ,alışmadığımız anlayış futbol anlayışı,bunu anlamanı beklemek çok zor.

Onur dedi ki...

şu "takım gol pozisyonuna sadece birysel hareketlerle gidiyor" lafı da moda oldu son dönemlerde. hadi konuyla da bağdaşması açısından barca'yı örnek verelim. oynadıklları akıllı futbolunun, pkurdukları pas trafiğinin, akabinde girdikleri pozsiyonların hespinin çıkış yeri oyuncuların bireysel yetenekleri. messi yerine murat hacıoğlunu, xavi yerine murat tosun'u koy bak o uzay takımı ne hale geliyor. klişedir ama doğru laftır(bence), iyi futbol iyi oyuncularla oynanır. sakatlık itibariyle orta saha varyasyonu kısıtlı olan takımda tabii ki de wonderkid arda, keita öne çıkacaklar. yani rijkaard'ın a'sı b'si her şeyini eleştirin de
bireysel yetenekler gibi tutarsız noktolardan vurmaya çalışmayın.

mustafa sarp neden kıymetl ? çünkü kendine verilen görevden dışarı çıkmıyor. kornik sakat linderoth, sakat yahan, sakat topal ortadayekn bu bölgede öne çımasından doğal ne var ? oynadığı her maçta gollük bir pozisyonun içinde mutlaka var mustafa sarp, bu yüzden rijkaard2ın sistminde değerli. topal'ın belki de sakatılığın verdiği tedirginlikle oynadığı yumuşak oynun aksne orta sahay sertlik katıyor, bu yüzden değerli. kısıtlı yeteneğine (potansiyel konusnda sneinle hemfikirim) rağmen oyun displinini bırkamıyor, sadece kendisinden isteneni yapıyor. bu mevkide belki iki noktaya dikkat çekilebilir. birincisi, futbol altyapısı çok güçü olan ama çok savruk bir oyuncu olan barış'ın düşünülmemesi. ikincisi de transferde bu mevkinin bpş geçilmesi. ikincisinden başlrsak, ben bu noktayı eleştiriyorum. tyazıdğım forumlarda da hep belirttim, elano yerine bu ölgeye mutlaka iyi bir oyucnu alınmalıydı. ve artık linderoth'un durumu ne olursa olsun devre arası butaya bir oyuncu şart. barış'a gelirsek, eğer özel bir durum yoksa. barış'ın kesilişini denizli maçına bağlıyorum. musatfa'ya dedik ya, yaomasını gerekini yapıyor diye. işte barış da yapmaması gerekeni yaptığı için biz gol yedi denizli maçında. ve sadece o maça özel bir durum değil, çok sıklıkla yapıyor bunları barış. yine de her zaman göz önünde bulundurulması gerekn değerli bir oyuncu.

a.gücü, eses, ve sturm maçlaı. hiç birinde bizim eksiğimiz çift forvet değildi. son üç maç da ezici bir topla oynama üstünlüğü ve tek kale görüünümnde olan maçlardı. pek neydi eskik olan ? arda'nın gereksiz işleri, ayhan'ın, topal'ın yetersiz oyunu ve elano. arda ve ayhan ayağında iraz daha az top tutmaya başladığı, yine ayhan ve topal defansif analmda normal perfomnaslarına ualştığı an gs'nin oyunu bir kademe daha artacaktır.