24 Aralık 2009 Perşembe

Ligde ilk yarı değerlendirmesi

İlk yarının takımı: Kasımpaşa
İlk yarının teknik direktörü: Yılmaz Vural
İlk yarının oyuncusu: Ariza Makukula
İlk yarının hakemi: Yok

İlk yarının altın 11'i:

Souleymanou Hamidou

Sabri Sarıoğlu - Aydın Tosçalı - Matteo Ferrari - İbrahim Üzülmez

Gustavo Colman - Fabian Ernst - Ivan Ergic

Andre Moritz

Ariza Makukula - Harry Kewell

İlk yarının gümüş 11'i:

Ömer Çatkıç

Ali Turan - Tomas Zapotocny - Koray Avcı - Olcan Adın

Mile Jedinak

Kader Keita - Alex De Souza - Volkan Şen

Mustafa Pektemek - Julio Cesar

Altın 11'in değerlendirmesi:

Suleymanou Hamidou: Ligin en az gol yiyen kalecisi, yan toplardaki becerisi ile parmak ısırtan bir isim. Fener maçında Cristian'dan yediği gol tam anlamıyla komediydi ama onun dışında ligin en istikrarlı ve en tecrübeli kalecilerinden biri olarak, Kayseri'nin ilk yarıdaki başarısında büyük pay sahibi olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Sabri Sarıoğlu: Adeta motor takmış gibi bir ileri, bir geri hiç usanmadan gidip gelen ve sanki art arda iki maç çıkartacakmış gibi kuvvetli görünen Sabri, nihayet bu yıl G.Saray taraftarının gözüne girebildi. Buradan bana atıp tutan sürüyle taraftar, vakti zamanında (tahminimce) bu adamdan yaka silkmişken ben (her ne kadar karakterinden iğrensem de) biraz Avrupa terbiyesi görse Juventus'ta bile oynayabileceğini savunup komik durumlara düştüm yıllarca. Türkiye'nin de (herkesin düşündüğünün aksine) en iyi orta yapan oyuncusu olduğu kanaatindeyim. Fener maçıyla başlayan suskun, daha az antipatik ve hakeme itirazını makul seviyeye çekmiş bir Sabri, izlenmesi zevk veren bir futbolcu.

Aydın Tosçalı: Millî takım için ciddi olarak düşünülmesi gereken Aydın, ayağı çok düzgün olmasa da sert, gerektiği kadar çabuk, güçlü ve savaşçı bir oyuncu. Geçen yıl yanında gencecik Eren oynuyordu, bu yıl Serdar geldi ve Aydın bu ikisinin takıma adaptasyonunu hızlandıran bir isim oldu. Bana göre şu anda Servet'ten de, Zan'dan da, Toraman'dan da daha iyi bir stoper. Hatta ülkenin en iyisi diyeceğim. Eren döndüğünde ligin en kaliteli tandemi olacaklar.

Matteo Ferrari: Zamanında Radikal Futbol'da Xavi için "Katalan olmak dışında hiçbir özelliği olmayan oyuncu" deyip Kemal ve Selçuk'tan daha iyi olmadığını iddia eden Mehmet Demirkol'un "Zan'dan daha iyi olmadığını" öne sürüp fena halde (bir kez daha) rezil olduğu bu oyuncu, Türkiye'ye Uche, Högh, Zago gibi isimlerden beri gelmiş en iyi savunmacı. Sezon başında ne kadar önemli bir isim olduğunu zaten yazmıştım, Beşiktaş defansında özellikle Şampiyonlar Ligi maçlarında gösterdiği olağanüstü performansla beni haklı çıkardı. Ligin ikinci yarısında da bu performansını sürdürürse yılın kare asındaki yeri garanti gibi.

İbrahim Üzülmez: Türk futbol tarihinin en özel futbolcularından biri olmayı artık garantilemiş olan bu oyuncu, ahlâk olarak zayıflıkları olsa da bir profesyonellik abidesi adeta. Yaşı 35 olmasına rağmen kendine (muhtemelen) o kadar iyi bakıyor ki, hemen her maçta sahada en çok koşan isimlerin başında geliyor. 10 yıldan beri hangi teknik direktör gelse (zamanın Müjdat Yetkiner'i gibi) ondan vazgeçemiyor çünkü geçilecek gibi değil. Şirazeden çıkmış görünen genç Türk futbolcuları için de mükemmel bir örnek aynı zamanda.

Gustavo Colman: Trabzon'un ilk yarıdaki en iyi oyuncusu olan Colman, pek fazla pres yapmasa ve fiziği yeterli olmasa da takımın oyun kurucusu, beyni, en golcü ismi ve en iyi asistçisiydi. Selçuk ile beraber orta sahada oynadığında ligin en teknik ve ayağı en düzgün orta sahalarından birini oluşturuyor. İstanbul'un üç büyüklerinde de oynayabilir bence ama özellikle temposunu biraz daha arttırması lâzım.

Fabian Ernst: İlk yarının en çok koşan oyuncularının başında gelen bu müthiş profesyonel, Ferrari ile birlikte takımın omurgasıydı. "İki yönlü orta saha" tabirinin sahadaki tam karşılığı olan, mücadele ruhuyla takım arkadaşlarına da ilham veren, hangi koşulda olursa olsun belli bir performansın altına düşmeyen Ernst, yine son yıllarda ülkemize gelmiş en iyi yabancılardan biri. Ha, kazma ve oyun zekâsı düşük, tamam; ama onlar da olsa bu ülkede ne işi var ki?

Ivan Ergic: Kariyerinde 6 aylık Juventus macerası da bulunan bu merkez orta saha oyuncusu, 7.5 yıl oynadığı Basel'den Bursa'ya geldiğinde şaşırmıştık. Nitekim ilk haftalarda adaptasyon sorunu nedeniyle sıradan bir görüntü veren Ergic, ilk yarının ortalarından itibaren müthiş bir form düzeyi yakalayarak takımın yaptığı çıkıştaki en önemli isimlerden biri oldu. İnönü'de Beşiktaş'a attığı müthiş gol de, son haftada bu performansını taçlandırdı.

Andre Moritz: İlk yarıda Fener'den başka diğer üç büyük takıma gol atmayı başaran, takımın oyun kuruculuğunu yapan ama aynı zamanda hiç beklenmeyen şekilde maç başına en az 10 km koşan yetenekli bir oyuncu Moritz. Daha 23 yaşında olmasına rağmen takımın en olgun, en akıllı ve en güvenilen elemanı gibi görünüyor sahada. Yaptığı 7 gol, 3 asist ile skora direkt etki eden Moritz, Alex'in çok kötü oynadığı ve sahada hiç görünmediği birkaç maç nedeniyle onu geride bırakıyor bence.

Ariza Makukula: Yıllardan beri gezmediği ülke kalmayan, sayısız takımda forma giyip hepsinden şutlanan bu ilginç futbolcu, Kayseri'de adeta küllerinden doğdu diyebiliriz. Attığı 13 gol bile buraya girmesine yeter ama onun dışında takım üzerindeki etkisi, mücadelesi ve istikrarı ile ligde ilk yarının en iyi oyuncusuydu. Gol krallığını neredeyse ilk devreden garantileyen bu oyuncunun, Dünya Kupası kadrosunda yer alabilmek için gösterdiği mücadeleyi izlemek, ikinci yarıda da futbolseverere zevk verecektir.

Harry Kewell: İlk yarının en başarılı oyuncularından biri de, takımın formu düşerken kendisininkini yükselten ve özellikle son 5-6 haftada zirveye taşıyan Kewell idi. Savunma yapmaması nedeniyle takım için dezavantaj da teşkil ediyor ama hücumdaki etkinliği, kanatta oynamasına rağmen attığı golleri ve lider özellikleri ile seyreden herkesin takdirini kazandı. Çoğu maçta 90 dakika sahada kalması ise hem şaşırtıcı, hem hayranlık uyandırıcıydı.

7 yorum:

Muptela_38 dedi ki...

Gümiş karmadada olsa..

Makukula!nın 13 gollük performansında ve Kayserispor'umuzun başarılı performansında önemli bir yeri olan Cangele'nin olmaası gerekmekteydi kanımca..

Ali dedi ki...

Bence Sivok kesinlikle gümüş karmada olmalıydı, en azından Zapo nun yerine..

Ernst ise kesinlikle kazma değil, sadece fiziki özellikleri ve kalın bir futbolcu oluşu onu öyle gösteriyor, estetik değil yani anlayacağın. ama o da olmasın zaten yoksa tapınma seviyesine çıkartır bizi ki tövbeler olsun ..

Arkhe dedi ki...

Lider takımdan en azından gümüş takıma bir kişi almışsın, ona da şükür.. :)

Jordi Metal dedi ki...

Asist krallığında ilk 2 sırayı paylaşan Arda Turan ve Cangale'nin liste olmayışı biraz tuhaf olmuş bence.

Gündüz Feneri dedi ki...

istikrar kardeş, devamlılık.. arda, alex, cangele'de bu yok. bir maç çok iyiler, öbür maç sahada yoklar. ben buna bakıyorum. herkes farklı düşünebilir tabii, sorun yok.

Olympian dedi ki...

hirs, azim, kararlilik!!!

Schumy dedi ki...

Coleman'ın yerine Emre, Ergiç'in yerine Moritz, Moritz'in pozisyonuna da Arda Turan olurmuş aslında.