15 Şubat 2011 Salı

Zavallı bir adam

Daha birkaç hafta önce Karabük karşısında 83. dakikada maç 0-0 iken, rakip sağ bekin kendi kalesinin doksanına vurduğu kafayla maçı kazanan Trabzonspor'un başkanı Sadri Şener, dünkü Fener-Kayseri karşılaşmasında Kayseri kalecisinin maç başında yaptığı hatanın manidar olduğuna ilişkin (kendince ironik ama bizce zekâ yoksunu ve zavallı) bir takım açıklamalar yapmış. Son haftalarda biraz fazla konuşmaya başlayan bu vatandaşın ağzı ne zaman kapanacak, birileri kendisine ne zaman gereken cevabı layığı ile verecek, bunu çok merak ediyorum.

Trabzon'un bu yıl oynadığı 21 maçın 7'sinde rakip takımlara kırmızı kart çıkarıldığını, Gaziantep deplasmanında Bünyamin'in karnından uydurduğu penaltı ve kırmızı kartla galip gelindiğini vs. hiç kimsenin hatırlamadığını zannediyor muhtemelen. Ayrıca geçen sene Fener şampiyon olmasın diye Bursa'ya (sahaya çıkmadığı halde) verilen 9 puan, son haftalarda çalınan abuk-sabuk penaltılar, ligin son haftasında Toraman ve Rüştü'nün maçı nasıl sattığı vs. daha hiçbirimizin aklından çıkmamışken... Aynı tablo Trabzon maçlarında da görülecek ilerleyen haftalarda, biz buna hazırız. Zaten ligin ilk yarısında 2-3 tane ucuz penaltıyla onca puan kazandı Trabzon, onlar olmasa şu anda ilk 2'de bile olmayacaktı, o da ayrı konu. İkinci yarıda maçları biraz olsun âdilane bir şekilde yönetilmeye başlanıp puan farkı kapanınca, daha bu haftadan bu tarz konuşmalara başladılar ya, gerçekten yazık.

Şurası çok açık: Trabzon korkuyor. Fener'in büyüklüğünden, karizmasından, teknik adamı ve oyuncu kadrosunun kalitesinden, camiasının bütünleşmesinden, iştahından.. Fener'in her şeyinden korkuyor. Ama korkunun ecele faydası yok, bunu bu yıl görecekler umarım.

1971'in en iyi filmleri


1. Walkabout (10)
Nicholas Roeg

2. McCabe & Mrs. Miller (10)
Robert Altman

3. The Tragedy Macbeth (10)
Roman Polanski

4. Straw Dogs (9)
Sam Peckinpah

5. The Last Picture Show (9)
Peter Bogdanovich

Diğer: Harold and Maude (9), The Go-Between (8), The French Connection (8), Morte a Venezia (8), And Now Something Completely Different (7), Get Carter (7), A Clockwork Orange (7), Play Misty for Me (7), Willy Wonka and the Chocolate Factory (7), Dirty Harry (7), Bananas (7), Diamonds are Forever (6), Shaft (6), Born to Win (6), Escape from the Planet of the Apes (4)

Görmediklerim: Fiddler on the Roof, THX 1138, Sunday Bloody Sunday, The Omega Man, The Devils, The Andromeda Strain, Klute, Murmur of the Heart, The Panic in Needle Park, Summer of '42, The Decameron, The Beguiled, Nicholas and Alexandra, The Hospital, Wild Rovers, Taking Off, Vampiros Lesbos, The Anderson Tapes, Soleil Rouge, 10 Rillington Place, Trafic, Anand, Le Chagrin et la Pitié, The Boy Friend, Les deux Anglaises et le continent, Carnal Knowledge, Billy Jack.

14 Şubat 2011 Pazartesi

Kocaman'dan doğru kadro

Aykut Hoca korktuğum şeyi yapmadı ve gördüğüm kadarıyla Emre'nin eksikliğinde olabilecek en doğru ve efektif kadroyu sahaya sürüyor. Gazetelerde ve internet sitelerinde Cristian ve Selçuk'un orta sahada yan yana oynayacağı gibi, tüylerimizi diken diken eden haberler gördük sabahtan beri ama Kocaman, sezon başından beri elli kere yazdığım ve değindiğim bu cinayeti bu kez işlemedi ve Topuz'u göbeğe çekerek Özer'i sağa koydu. Yabancı kontenjanı nedeniyle Stoch'u oynatamıyor ve bir yandan da Özer'i kazanmaya uğraşıyor. Eğer Özer yine hayal kırıklığı yaratırsa Stoch'u oynatmak adına savunmadan bir stoperi kesebileceği gibi, Niang son haftalardaki o uyuşuk ve bitkin görüntüsünde olursa Semih'i de ileri sürebilir. Niang'ın sol çizgide oynamaması ayrıca güzel. Bu maçtan ümitliyim.

Kayseri ise Tolunay döneminde olduğu iticilik seviyesinin çok uzaklarında, Şota ile birlikte inanılmaz sempatik bir takım hâline gelmiş durumda. Şota, bu ülkede benim en sevdiğim hoca konumunda şu anda ve kendisini bir gün Fenerbahçe'de görev almış olarak görmeyi de cân-ı gönülden isterim. Fener bugün yenilse, onun takımına yenildiği için de minimum seviyede üzülürüm. Ama o zaman da Kayseri'nin şu an bir Fener taraftarı olarak inanılmaz bir antipati ile baktığımız Bursa ve Trabzon'u geçmesini beklerim. Yoksa hiç yenmesinler bizi :)

Şaka bir yana, Fener'in kazanmasını bekliyorum.

13 Şubat 2011 Pazar

Yorumsuz

Şansal Büyüka (hakemler ve federasyona tepki gösteren kulüpleri eleştirirken): "Neymiş, 'yabancı hakem getirelim'miş. Peki getirelim, oldu olacak bari buraya yabancı yorumcu da koyalım.."

Maraton programından...

10 Şubat 2011 Perşembe

Best song of 2010

Evet, 2010'un en iyi şarkısı bana göre bu. Yetkin müzikseverler pek bir numarasını göremeyebilir ama bence tek kelimeyle kusursuz bir parça. Düzenlemeleri, vokali ve melodisine zaten söylenecek söz yok ama onu, mükemmelliğe ulaştıran şey sahip olduğu hava ve atmosfer. Ne söylediğini anlamasanız bile o havası ile sizi hüzünlendirebilir ve bir moda sokabilir. Çok az şarkıda olan bir hususiyet bu. Kaç yüz kere dinlediğimi bilmiyorum.

The National - Bloodbuzz Ohio
Yönetmen: Hope Hall, Andreas Burgess, Carin Besser

7 Şubat 2011 Pazartesi

Hep aynı tiyatro

Bu ülkede Fenerbahçeli olmayanlar, Fenerbahçe ne zaman şampiyonluk yolunda kararlı adımlar atıp favori durumuna gelse aynı tiyatroyu sahnelemeye başlıyor senelerdir. 100 yıllık iki camianın yönetici pozisyonundaki zavallılar tarafından aynı matbaaya pankart hazırlatıp aynı hafta maçlara o pankartla çıkıldığını bile gördük vakti zamanında. Ve belirtmeliyim ki, dünya gözümle 28 senedir seyrettiğim Türk futbolunda bu iki camia hiçbir zaman o pankart olayından daha fazla aşağılanmamıştır. Cahil-cühela taraftarlarına popülist mesajlar vermeler, barkovizyon gösterisi hazırlayıp hakem hatalarından söz etmeler, basın toplantıları, hakeme düdüğünü astırmalar, federasyonu tehdit etmeler, MHK'ye verip veriştirmeler, Fener en sonunda şampiyon olduğunda da rakibi satın almakla suçlamalar.. Hepsini gördük. Bu iftiraları atan bütün şerefsiz, namussuz, ahlâksız ve onursuzların hiçbirinin takımı, son 10 yılda bir kez bile şampiyonluğu son haftada kaybetmedi ama, ne kadar enteresan değil mi? Bilakis, 99. dakikada olmayan penaltılarla gol atıp şampiyonluk kazanan onlar.. 28 yıldır Türkiye kupası alamamışlıkları da yok, zira 119. dakikada durum 1-1 iken lehlerine yine olmayan bir penaltı çalınıp o kupayı hediye olarak alan da onlar.. "Biz seni koruruz, sen cesur ol" diye hakemleri koruma altına alan da onlar.. Mafyanın, polisin ortaya çıkardığı ses kayıtlarında "100. yıl şampiyonluğunda hiç mi payımız yok ağa?" diye sorduğu da onlar.. "Şampiyon biz olalım, kupayı da Beşiktaş alsın" diyen de onlar.. Fener şampiyon olmasın diye geçen yıl Fener'in rakibine son hafta maç satan futbolcuların takımı da onlar.. Fener ortadan çekildiğinde ise birbirini hayasızca yiyip, rakibinin oynadığı takımın oyuncularına birkaç tır dolusu son model araba göderen de onlar.. Evet, bu ülke futbolunda onlar sayesinde görmediğimiz hiçbir namussuzluk kalmadı..

Şimdi de son 3 haftada 7 puan kaybedip, Fener'in gidişatıyla iyiden iyiye telaşa düşen Trabzon katılmış onlara.. Söz konusu kulübün başkanı, "Federasyonda pek çok Fener tandanslı yönetici olduğunu ama Fener'in kayrıldığını düşünmediğini" söylemiş.. Bununla birlikte totalde üç ("loser") kulüp olmuş oldular, tıpkı "Three Musketeers" gibi.. "All for one, one for all" hadisesi yani.. Hangisi Athos, hangisi Porthos, hangisi Aramis, kendi taraftarları karar versin buna.. Ama benim naçizane merak ettiğim iki şey var: Kelli felli, kıçındaki kıllar bile ağarmış bulunan bu adam(cık)lar, koca camiaların başkanları, sözüm ona saygın iş adamları, tüm bu rezillikleri yapıp bu lafları ettikten sonra akşam eve gidip karısının çocuğunun yüzüne utanmadan nasıl bakabiliyor? Ve ayrıca bu kadar büyük üç camianın içinde, kongre üyeleri arasında, çok derinlerde bir yerde, başkan yapacak tek ama tek bir tane delikanlı adam yok mu?

6 Şubat 2011 Pazar

Albüm kapakları

Bir internet sitesinde rastladım bu seçkiye, resmen aklım durdu. İnsanoğlunun nasıl bir yaratık olduğunun, zevsizliğin hangi noktalara kadar gidebileceğinin en güzel örnekleri. Şu kapaklara bakıp albümü almaktan vazgeçen kaç kişi olmuştur, kapağa rağmen alanlar kaç kişidir; ayrıca bunları tasarlayan insanlar şimdi ne yapıyor, hayatlarını bugüne kadar ne yaparak kazandılar, çok merak ediyorum..







5 Şubat 2011 Cumartesi

Defolara rağmen müthiş galibiyet

Son haftalarda Güiza'yı bile aratmaya başlayan, topun rakibe geçtiği her anda ellerini beline koyarak adeta g.tünden soluyan, yürüyecek hâli yokmuş gibi görünen ve bu formuyla asla oynatılmaması gereken Niang sol açıkta.. Semih sünepe görüntüsüyle rakip stoperler arasında sinmiş.. Alex yine gayretli ama Emre son derece vasat oynuyor.. Topuz ve Cristian bence sahanın en iyi oyuncuları ama Bekir, Simpson karşısında yine rezil olmuş vaziyette.. Üstüne üstlük bir de 55. dakikada yenik duruma düşülmüş.. Böyle bir maçı 3-1 kazanmak adeta şampiyonluk habercisi ve tek kelimeyle muhteşem bir hadise..

Ama öte yandan, Aykut Hoca'nın tercihlerinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Okan, Yeni Malatya maçında kendi kalesine gol attı diye onu silmenin mantığını anlamış değilim. 1-2 yıl içinde Gökhan'ın bile yerini alabilecek kadar yetenekli gördüğümüz bu genç, her hâliyle Bekir'den daha iyi bir sağ bektir. Bekir benim nazarımda iyi bir stoper ve takımın rotasyonunda kendine yer bulabilir ama sağ bek olarak tek kelimeyle skandal bir futbolcu.. Yenilen golde maç boyunca sağ kanada sadece bir kez gelen Simpson'ı sol beke kadar takip edecek kadar şuurunu yitiren ve kendi bölgesinden golün yenmesine sebep olan da yine Bekir idi. Maç bu gol yüzünden kaybedilseydi ne olacaktı? Bu golde Bekir'in yaptığı amatörlüğe ve rezilliğe bir bakın, bir de Malatya'da Okan'ın kendi kalesine gol attığı pozisyona.. Hangisi daha acemice, takdiri okuyanlara bırakıyorum.

Lugano müthiş bir futbol oynadı, Yobo maç başındaki hatasına karşın iyi sayılır. Andre Santos ise fizik gücünü yakaladıkça tadından yenmez bir sol bek hâline geliyor. Yenilen golde pek fazla hatası olduğunu da düşünmüyorum. Ayrıca top Fenerbahçe'deyken her oyuncu her sıkışan pası Santos'a atabiliyor ve o da mutlaka olumlu şekilde kullanarak takımı rahatlatıyor. Teknik kapasitesi ve oyun zekâsı zaten muazzam ama ben geçen yıl deplasmanda Kader Keita'yı bile durdurduğu zaman bu adamın potansiyeline %100 kani olmuştum. İnşallah bu şekilde devam eder.

Cristian ise hep söylediğimiz gibi Selçuk'tan çok daha kaliteli bir oyuncu ama bu zamana kadar hep ruhsuz görünüyor(du). Bu maçta mecburiyetten oynatılmasına rağmen ortaya koyduğu performans ise bence çok olumlu. Eskiden olduğu gibi sadece kendi yarı sahasında alıp veren bir kimlikten de kurtulmuş durumda ve takımı sürekli ileri taşımaya çalışıyor. Kendisi de rakip ceza sahası ve çevresinde gol arıyor. Bu akşam maçın son saniyelerinde Gökay sol çaprazda topla buluştuğunda Cristian ceza sahası içine koşu yapıyordu, siz hesap ediniz.

Takımda istenen hava artık oluşmuş durumda. Yönetimin verdiği primlerin de son derece etkili bir katalizör olduğu söyleniyor ama varsın olsun. Parayla oynuyorlarsa parayla oynatırsın, bunca paraya rağmen ruhsuz oynayıp kaybederlerse öyle bir ceza verirsin ki bütün primleri geri alırsın. "Dirk ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdirle uslanmayanın hakkı kötektir" demişler; para için oynayan adamlar da böyle sonuçlara katlanacak, yapacak bir şey yok..

Yine de ilk devrede sadece tek deplasman kazanabilen takımın ikinci yarıda Antalya ve Manisa gibi maçlardan üç puanla dönmesi, arada Trabzon'u da yenmesi müthiş bir olay. Gelecek hafta yine çok önemli Kayseri maçı var, Gökhan ve Selçuk da takıma dönecek. O maçı da kazanıp, oluşan tabloya bakarak İnönü'ye stratejik bir şekilde gitmek lâzım.

Manisa 1 - Fenerbahçe 3

4 Şubat 2011 Cuma

1972'nin en iyi filmleri


1. La Charme Discret de la Bourgeoisie (10)
Luis Bunuel

2. Aguirre, der Zorn Gottes (10)
Werner Herzog

3. Solaris (10)
Andrei Tarkovski

4. Last Tango in Paris (10)
Bernardo Bertolucci

5. The Godfather (10)
Francis Ford Coppola

Diğer: Deliverance (9), Cabaret (8), The Getaway (8), Roma (8), Die bitteren Tränen der Petra von Kant (7), Sleuth (7), Pink Flamingos (6), Every Thing You Always Wanted to Know About Sex, But Were Afraid to Ask (6), The Poseidon Adventure (6), Boxcar Bertha (6)

Görmediklerim: Jeremiah Johnson, The Last House on the Left, Jing Wu Men, Meng Long Gua Jiang, Frenzy, The Cowboys, Slaughterhouse-Five, Conquest of the Planet of the Apes, Play it Again Sam, Cries and Whispers, The Visitors, Bad Company, The Ruling Class, Ulzana's Raid, The Canterbury Tales, The Life and Times of Judge Roy Bean, Fat City, The Heartbreak Kid, Avanti!, What?, The Harder They Come, The Candidate, The Other, The King of Marvin Gardens, Images, Ludwig, Lady Sings the Blues, The Offence, Un Flic, Junior Bonner, L'amour l'après-midi, Sounder, Tout va bien, Savage Messiah, État de siège, Snoopy Come Home, What's up Doc?

Yapma Rıdvan hoca

NTVSpor'daki %100 Futbol programında, İBB-Beşiktaş maçıyla ilgili olarak:

"Ha, şunu da söyleyeyim, bugünkü Belediye maçında Fernandes'i seyrettim. Gördüğüm kadarıyla bayağa bir futbolcuymuş yani.."