milan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2010 Perşembe

25 Ocak 2010 Pazartesi

13 Ağustos 2009 Perşembe

Allah ıslah etsin

Arsenal nasıl büyük ve "winner" bir kulüp olmaktan yavaş yavaş uzaklaşıyorsa Milan da aynı yolda kararlı adımlarla ilerliyor. Zaten Berlusconi'nin takımı satacağı söylentileri de (yalanlansa da) boşuna çıkmadı. Şimdi 37 yaşındaki Kalac'ı gönderip 35 yaşındaki Roma'yı transfer etmişler Monaco'dan. Yahu dünyada kaleci mi kalmadı? Zaten takımın yaş ortalaması bu kadar yüksekken ve de Abbiati ile Dida dururken gidip 35 yaşında bir tane daha almanın ne mânâsı var? Daha önce de yazmıştm, şimdi de yazıyorum. Bu kafaların idare ettiği (ve her şeye rağmen kadrosu hâlâ fena olmayan) Milan bu sene ilk 4'e girerse şaşarım.

6 Ağustos 2009 Perşembe

Huntelaar

Milan kulübü, pasifliği yüzünden artık iyice çileden çıkardığı taraftarlarını Huntelaar'ı alarak sakinleştirebileceğini mi sanıyor, bilmiyorum. Ama Huntelaar bence aşırı derecede şişirilmiş bir oyuncu. Aslında tam EPL'ye göre bir forvet, İtalya liginde ise başarılı olabileceğini sanmıyorum. Çünkü oyunu rakip sahaya yıkan, sağdan-soldan ortaların bol olduğu, hücum organizasyonları çok çeşitli olan takımlarda başarılı olabilecek bir forvet tipi. Serie A gibi neredeyse her takımın kontratak oynadığı bir ligde sürati ve deparı olmayan, adam geçemeyen, top süremeyen bu oyuncunun başarılı olması çok zor. Yine 15 milyon avroya alınması iyidir, Real geçen sene 20'ye transfer etmişti.

24 Temmuz 2009 Cuma

Ne kifayetsiz kulüpmüşsün Milan!

Çocukluğumuzda, dünyada yenemeyeceği hiçbir takım bulunmayan, dünyanın belki de en büyük futbol markası hâline gelen koskoca Milan kulübünün düştüğü durum gerçekten de insanın içini sızlatıyor. Senelerden beri bir kulüp politikasıymış gibi yaş ortalaması 31-32 olan bir takımla yarışan kulüp, meğer hiç parası olmadığı için bunu yapıyormuş, bu yaz yaşanan transfer gelişmelerinden bunu anlıyoruz.

Öncelikle ekonomik kriz bahanesiyle, değeri (bana göre) 500 milyon avronun bile üzerinde olan Kaka'yı (Avrupa'daki) ezelî rakibine satmak nasıl bir zavallılıktır? Milan o yaşlı kadrosuna rağmen son yıllarda Ş. Ligi yarı finallerine, finallerine hep abone ise ya da o kupayı kazandıysa bunun en büyük nedeni Kaka, ondan sonra da yaşları o zaman için tam kıvamında olan Gattuso, Pirlo, Seedorf üçlüsüdür. Bu üçü şimdi artık yaşlı topçu olmaya doğru gidiyor, Shevchenko zaten bitti (onu da sattılar en verimli döneminde, hem onu bitirdiler hem kendilerini) ve son olarak da Kaka'nın satılması tam bir skandal. Hadi sattın diyelim, geçen sene Adebayor falan diye esip gürleyen kulüp şimdi nerede? Luis Fabiano'ya 14 milyon teklif edip kabul edilmeyince geri çekilen, Adebayor ve Dzeko'yu zaten pahalı diye alamayan bir kulüp olduysa Milan, ona nasıl büyük diyeceğiz bundan sonra?

G.Saray Ş.Ligi'nde grubunun son maçında Milan ile oynamıştı 2000 yılında. Milan kazansa Ş.Ligi'ne devam edecekti, berabere kalsa UEFA'ya gidecekti. İşte G.Saray, o zaman için dünyanın en büyük 3-4 futbol markasından biri olan (bence Real ve Barça'nın önündeydi hatta) bir takımı böyle bir durumda Avrupa kupalarının dışına ittiği için tarihinin en büyük destanlarından birine imza atmıştı. Milan'ın kadrosu, ne durumda olduğu vs. hiç önemli değil. Milan, koskoca Milan Avrupa'nın dışında kalmıştı. Bu, 80'lerin ortasından itibaren bu takıma nefretle büyümüş biri olarak benim için inanılmayacak bir şeydi. Ama şimdi bakıyoruz, o Milan "ensesine vur lokmasını al" tarzı sünepe bir kulübe dönüştü. Bugün marka saymaya kalktığında önce Real ve Barça, sonra United, sonra Liverpool ve Chelsea, sonra Inter ve Juventus (hatta Bayern!) vs. deriz ama Milan'ı bir allahın kulu söylemez muhtemelen. Bu sezon ligi ilk 4'te bitirirlerse şanslıdır.

7 Temmuz 2009 Salı

Şu işe bak: Onyewu Milan'da!

Fenerbahçe'nin anlaşmaya çok yakın olduğu ama nedense transferini gerçekleştiremediği ABD millî takım stoperi Onyewu, Milan ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. Bir futbolcunun başına bundan daha güzel bir şey geleblir mi? Konfederasyon Kupası'ndaki performansı demek ki herkesten fazla Milanlı yöneticileri etkilemiş. Ama Milan sırf o kupada iyi oynadı diye bir oyuncuyu almaz. Onyewu'nun, karakterinden özel zevklerine kadar her şeyi araştırmışlardır. Fener'in bu oyuncuyu almaması, "anlaşsaydı çoktan bir yerlere giderdi" diye düşündüğüm Lugano'nun takımda kalacağını hissettiriyor bana. Bekleyip göreceğiz.

3 Şubat 2009 Salı

Beckham dersleri, almasını bilene...

David Beckham Milan'a transfer olduğunda herkes bunun "reklam" tandanslı bir operasyon olduğundan dem vurmuş, birkaç yüz bin (!) forma sattıktan sonra Milan'ın bu oyuncuyu göndereceğini zannetmişti. Ama Beckham'ın dünyadaki "yıldız" imajının tam aksine, mesela CM oyununda "hard working midfielder" olarak geçen, profesyonellik abidesi bir sporcu olduğunu kimse hesap etmiyordu. Beckham Milano'ya gitti, inanılmaz bir çalışkanlıkla idmanlarda kendini gösterdi, takımın baklava orta sahasında (hem de Gattuso'nun yerinde!) formayı aldı ve bir daha da çıkaracağa hiç benzemiyor. İnanılmaz bir profesyonellik hikâyesi bu. ABD'ye gittikten sonra dünya futbol piyasasının unuttuğu gerçek bir yıldızın, kendi muhteşem kariyerine olan saygısından beslenen bir isyan çığlığı adeta. Milan şimdi bonservisini almaya çalışıyor onun. Sahip olduğu bir değerin yeniden elmas gibi parlaması nedeniyle kanımca bu işteki en kârlı taraf olan LA Galaxy takımı bakalım ne diyecek bu işe.

3 Ağustos 2008 Pazar

Milan nereye koşuyor?

Sezon öncesinde Buffon'un lig şampiyonluğu için favori gördüğünü söylediği Milan, Moskova'da düzenlenen özel turnuvanın ilk maçında Sevilla'ya yenilmişti. Gattuso'nun kendi kalesine attığı golle gelen bu mağlubiyet "hazırlık dönemidir, skorları geçiniz" gibi bir tevekkülle geçiştirilebilir. Ancak az önce biten maçta Chelsea'den alınan 5-0'lık mağlubiyet için benzer şeyleri söylemek mümkün değil. İdeal onbirinden sadece Kaka, Ronaldinho (Pato), Inzaghi (Borriello) ve Nesta'nın eksik olduğu Milan'da özellikle 36'lık kaleci Kalac ve savunmanın yaptığı hatalar dehşet vericiydi. Elbette Nesta'nın gelmesiyle defans biraz toparlanacaktır (o da ne kadar olursa) ama kale için çanlar şimdiden çalmaya başladı bile. Dida'yı (ki kendisini pek tutmayız) göndermeye çalışan ve Kalac'ı birinci kaleci konumuna yükselten bir takımın ligi şampiyon bitirmesi ne kadar mümkündür? Bu maçın da gösterdiği gibi yüksek ihtimalle kale, geçen yıl Atletico Madrid'te kiralık oynayan Abbiati'nin olacak ama onun yeterliliği de pekâlâ sorgulanabilir.

Defanstaki yeni transfer genç Diego'nun daha çok fırın ekmek yemesi gerek, tamam. Ama Bonera, Kaladze ve Favalli gibi tecrübeli isimlerin hâli de pek iç açıcı değildi doğrusu.

Ancelotti ise ayrı bir alem. Spalletti'ye özendiğinden midir nedir, takımı 4-6-0 gibi akıllara zarar bir sistemle sahaya sürdü ve daha ilk yarıda 3'lük oldu. Ortanın kanatlarında Zambrotta ve Jankulovski, ortasında ise 4 ön libero Gattuso, Pirlo, Flamini ve Ambrosini! İkinci yarı Ambrosini'nin yerine Seedorf girdi ve Hollandalı tek forvet oynamaya başladı! Sonraları Zambrotta ve Jankulovski'yi kendi yerlerine (defansın kenarı) çekti ama zaten maç 5-0 olmuştu o ara.

Kaka ve Ronaldinho geldiğinde takım yeniden noel ağacı sistemine dönecek ve bu ikili ile önündeki forvetten oluşan üçlü çok canlar yakacaktır, buna şüphe yok. O zaman takım da alışık olduğu 3 orta saha ile oynayacak ve makine düzeni de devam edecektir. Ve fakat defans ve özellikle de kaleci için acil tedbirler alınması şart gibi görünüyor.

Son olarak bir yoruma değinmeden geçemeyeceğiz. Maçı yayınlayan Kanalturk'un yorumcusu Serhat "The Magnificent" Ulueren, dünyanın belki de en iyi ön liberosu Pirlo için bir ara şunları söyledi: "Şu 21 numaralı oyuncu Pirlo'yu iki yıldır yakından izliyorum. Yani, kornerler, frikikler ve duran toplar dışında sahada hiç yok. Kaybolup giden yıldızlardan biri daha."

Biraz da gülelim, değil mi ama?...