7 Aralık 2008 Pazar

Man Utd son dakikada

United 90'da Sırp stoperi Vidic'in attığı golle kazandı Sunderland maçını ama istatistiklere bakınca rakibini ezim ezim ezdiği görülüyor. Zaten Barca ile beraber dünyanın en iyi takımı bence. Ne kadar tiksinsem de laf söyleyemiyorum.

Man Utd (4-2-4): Van Der Sar - Rafael, Ferdinand, Vidic, Evra - Fletcher (68' Anderson), Carrick - Park (58' Tevez), Rooney, Berbatov, Ronaldo (68' Giggs)

Sunderland (4-4-2): Fulop - Bardsley, Ferdinand, Collins, Chimbonda - Malbranque, Yorke (60' Tainio), Whitehead (76' Edwards), Reid - Cisse (69' Jones), Diouf

Gol: Vidic 90'

Şut: 31 - 3
İsabetli şut: 8 -0
Topa hakimiyet: %72 - %28
Kurtarış: 0 - 4
Korner: 10 - 1
İsabetli pas: 592 - 159

6 Aralık 2008 Cumartesi

Spor ekranı

BUGÜN
19:00:.......M.United-Sunderland (Spormax)
19:00:.......Beşiktaş-Ankaraspor (Lig Tv)
20:00:.......Marsilya-Nice (Kanal A)
21:00:.......B.Rovers-Liverpool (Spormax)
21:30:.......Lazio-İnter (NTVspor)
22:00:.......Nantes-Lyon (Kanal A)
23:00:.......Bolton-Chelsea (Spormax)
23:00:.......Barcelona-Valencia (NTV)

YARIN
15:00:.......Trabzonspor-Kocaelispor (Lig Tv)
16:00:.......AC Milan-Catania (NTVspor)
18:00:.......West Ham-Tottenham (Spormax)
18:00:.......Lorient-Nancy (Kanal A)
18:00:.......Köln-Hamburg (Kanal 24)
19:00:.......Ankaragücü-Galatasaray (Lig Tv)
21:00:.......Goias-Sao Paulo (Spormax)
22:00:.......Paris Saint German-Le Mans (Kanal A)
22:00:.......Real Madrid-Sevilla (NTVspor)
23:00:.......W.Bromwich-Portsmouth (Spormax)

4 Aralık 2008 Perşembe

Keane istifa etti

Son haftalarda alınan inanılmaz kötü sonuçlar üzerine Sunderland menajeri Roy Keane takımdan ayrıldığını açıkladı. Son dönemde kederinden epeyi bir sakal da bırakmıştı, Tümer Metin gibi "maç kazanmadan kesmiyecem bunları!" falan mı dedi bilinmez. Ama takımı Premier League'e çıkaran ve kulüpte efsane hâline gelen bir ismin 2 yıl içinde bu duruma düşmesi gerçekten de üzücü. Sunderland sadık bir taraftarı, muhteşem bir stadı ve şanlı bir tarihi olan büyük bir kulüp. Bildiğiniz gibi komşuları Newcastle'ın da ezelî rakibi. Ama tıpkı onlar gibi Sunderland'ın da bir türlü yüzü gülmedi son 10-15 yılda. İngiltere'nin kuzeyinin toprağında mı, suyunda mı bir şey var bilmiyorum ama Boro'yu da o bölgeye katarsak, üçünü toplasan bir adam etmiyor. Bu arada Keane geçen sezon 70 M Euro civarı bir para harcayıp doğru düzgün bir takım kuramamıştı. Bu sezon da 30'un üzerinde saçtığı para ama yine bir numara yok. Her zaman söyledim, söylemeye de devam edeceğim: Teknik direktörlüğün %50'si sezon başında takımı kurma safhasında bence. Orada çuvallarsan istersen Einstein ol, hava gazı. Bunun bir örneği daha yaşanmış oldu.

Resimlerle #4

Hayırdır inşallah

Barcelona altyapısından yetişen ve şu anda 21 yaşında olmasına rağmen Arsenal takımının kaptanlığına erişen Cesc Fabregas, durduk yerde bir gün mutlaka İtalya'da oynamak istediğini ve tercihinin de Milan olacağını söylemiş. Ona göre diğer İtalyan devleri yıldız oyunculara bel bağlamış ama Milan organize ve takım oyununa dayanan futboluyla ülkenin en iyisiymiş. Eğer teklif gelirse hiç düşünmeden kabul edermiş. Yahu sen daha yeni, Gallas gibi bir oyuncunun yerine İngiltere'nin en büyük 3-5 kulübünden birine kaptan olmuşsun. Durduk yerde ne ortalığı bulandırıyorsun kardeşim? Bu genç çocukların menajerleri resmen oyuncak gibi oynuyor onlarla, ortaya da böyle kel alâka ve nerden estiği belli olmayan demeçler çıkıyor. Hakikaten boku çıktı şu futbolun...

Huntelaar Madrid'de

Ajax'ın genç ama tecrübeli golcüsü (ve kaptanı) Huntelaar sonunda rüyalarına kavuştu ve Avrupa'nın dev bir kulüplerinden birine transfer oldu. Real Madrid, Van Nistelrooy'un oldukça uzun sürecek olan sakatlığı nedeniyle doğan boşluğu da böylece gidermiş oldu. Söylenenlere göre ödenen bonservis bedeli 27 M Euro. Ama asıl soru, Huntelaar'ın nasıl bir performans göstereceği olmalı. Bu konuda takımdaki vatandaşlarının fazlalığı kendisine yardımcı olabilir ama ben ne şimdi, ne de gelecekte çok büyük bir başarı yakalayabileceğini düşünmüyorum. Çünkü her ne kadar Hollanda liginin altını üstüne getirse de öteden beri ben kendisini hiç tutmadım. Oyunda kopuk kopuk oynayan, ciddi bir devamlılık sorunu olan, çabukluğu ve gücü eksik bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Asla top class değil ama olabilir mi, ondan da emin değilim. Belki yanılırım.

Hildebrand serbest

Stuttgart takımında yıllarca istikrarlı bir şekilde sergilediği performansla kıtanın gözde kalecileri arasına giren ve geçen sezon başında şaşırtıcı biçimde Valencia'ya transfer olan Timo Hildebrand, teknik direktörü ile bir türlü anlaşamayınca kulübü tarafından serbest bırakıldı. Neden bonservis istenerek satılmadı, 29 yaşında böyle bir kaleciden nasıl bedava feragat edilir, bunlar muamma. Kahn'dan sonra kalesi güven vermeyen Bayern'in alacağını düşünüyorum ben, hatta İspanya'ya gittiği yaz da öyle düşünmüştüm. Ama Valencia hızlı davranarak (zamanında Edu konusunda yaptığı gibi) herkesi şaşırtmıştı. Masa başında götünden haber yazmaya alışık olan basınımız Fener'e lâyık gördü kendisini ama ben yabancı hakkının kaleciden yana kullanılacağını hiç sanmıyorum. Bakalım Timo nereye gidecek..

"Büyük futbolcular büyük futbol ister"

Bu söz, Casillas'a yapıldığı belirtilen uçuk teklif ile ilgili olarak, teklifi yapan Man City kulübüne ithafen söylenmiş; söyleyen de Fernando Torres. Biraz da Casillas'ın millî takımdan arkadaşı olması hasebiyle burnunu sokmuş meseleye ama netice itibarıyla çok doğru bir şey söylemiş Torres. Hoş, Man City o yolu zaten yavaş yavaş alıyor ama böyle abuk sabuk teklifler ne süreci hızlandırır, ne de büyük bir kulüp olmayı garantiler. Yapmaları gereken şey flaş, yeri yerinden oynatacak, akılları uçuracak transferler yerine yine "en üst düzeyde" kaliteli ama o kadar da flaş olmayabilecek isimleri transfer etmektir bence de. Mesela şu City yönetiminin zihniyetindeki adamlar dönüp Claude Makelele'ye bakar mı? Elbette hayır. Ama işte Chelsea'nin yaptığı şey tam da buydu: Kimyası olan bir dünya takımı yaratmak. Vieira dururken Essien, Nesta dururken Carvalho, Shevchenko dururken Drogba alındı o takıma ve başarı bu şekilde geldi. Bu ilkenin istisnası olarak Sheva yine alındı daha sonraları ve neticeyi gördük. İnşallah saçmalamadan akıllıca hareket ederek dev bir kulüp yaratırlar, biz de bütün dev ve büyük takımlar için yaptığımız gibi onların rakiplerini tutarız : )

1 Aralık 2008 Pazartesi

Bir Liverpool rezaleti daha...

Liverpool, Chelsea'nin (hem de) kendi sahasında mağlûp olduğu haftada yine kazanamadı ve 3 puan farkla lider olabilecekken sadece 1'de kaldı. Şurası bir gerçek: Benitez'in Liverpool'u 5 yıldan beri daima kendisinden daha büyük ve açık oynayan rakiplere karşı üstünlük kurabiliyor. Kendisinden küçük ve kapanan takımlara karşı ise bir kifayetsizlik âbidesi. Hele Torres olmadan takım adeta ağır konstipasyonlu bir hastaya benziyor. Stoke maçından sonra şu maçta da puan kaybettiler ya, yazıklar olsun.

Liverpool (4-4-2): Reina 7 - Arbeloa 7, Hyypia 7, Carragher 7, Dossena 7 - Benayoun 7, Gerrard 7, Alonso 7, Riera 6 (78' Babel 6) - Kuyt 8, Keane 6 (66' Ngog 6)

West Ham (4-4-2): Green 10 - Neill 7, Collins 7, Upson 7, Ilunga 7 - Faubert 6 (86' Boa Morte ?), Parker 7, Mullins 6, Behrami 6 - Cole 6, Bellamy 6

Şut: 25 - 7
İsabetli şut: 8 -2
Topa hakimiyet: %67 - %33
Kurtarış: 0 - 5
Korner: 17 - 5
İsabetli pas: 522 - 203

Ligde 13. haftanın görünümü

Lider Trabzon'u zaten yazıp duruyorum. Üç büyükler çok kötü olduğu ve bugüne kadar şansı da yardım ettiği için normalde toplaması gerekenden daha fazla puan topladı ve liderliğini sürdürüyor. Ama ışık veren bir takım oldukları da gerçek. Önümüzdeki hafta Kocaeli'ni de yeneceklerdir. Ondan sonraki hafta Bursa maçı zor.

Beşiktaş, teknik direktörünün çağ dışı yöntemleri yüzünden daha çook puan kaybeder. Denizli hem 80'li yıllarda kalmış, hem de bunun farkında olmayan ve işini at gözlükleriyle yapan bir hoca. Göreve geldiğinden beri belirttiğim gibi ipiyle kuyuya inilemeyecek birisi. Ancak ve ancak çok şanslı olduğu zaman başarı sağlayabiliyor. Bunu Beşiktaş'ta gerçekleştirir mi, gerçekleştirse ne olur?

Sivas ise resmen gerçek futbolseverleri büyülüyor. Teknik direktör Uygun inanılmaz bir hakimiyet ile takımına müthiş bir hücum futbolu oynatıyor. Ligimizin Werder Bremen'i demek istiyorum, eğer müseade ederseniz. Oynadıkları sistem de, oyun tarzı da aynı. Özellikle son haftalarda formsuz olan Yıldız ve Balili'nin G.Antep maçında iyi oynamaları çok güzel. Musa zaten resmen kademe atladı ve adeta bir istikrar âbidesi. Ön libero Kanfory Sylla da bölgesinde bu ligin en iyilerinden biri. Defans bloku son derece oturmuş durumda; Abdurrahman ve Hayrettin çok kaliteli iki bek. Bilica da Sylla gibi kendi mevkiinde ülkenin en iyilerinden biri. Yanında da Diallo, Sedat, Murat üçlüsünden hangisi oynasa fark etmiyor. Lig başından beri 8-9 maçlarını seyretmiş biri olarak samimiyetle söylüyorum: Sivas bu ligi şampiyon bitirebilir. İnşallah da son maça kadar zorlayacaklardır. Çünkü Trabzon'dan kesinlikle daha kaliteli bir futbol oynuyorlar. Üç büyükleri zaten saymıyorum. Dikkatle seyretmeye devam ediniz.

G.Saray hakkında ne yazsam bilmiyorum, burnumu sokmak da istemiyorum. Bir Fenerli olarak taraflı yazdığımı sanacak herkes. Ama Fener'in bu kadar rezil olduğu bir yılda G.Saray nasıl bu kadar kötü yönetilir, nasıl böyle çiftliğe döner? Biz Fenerlilerin bile kabul ettiği "Avrupa'ya açılan pencere" nasıl böyle şark zihniyetli bir kulübe dönüşür? İnsanın aklı almıyor. Feldkamp rezaleti de gösteriyor ki, G.Saray'da 2 Adnan gitmediği sürece aydınlık günlerin gelmesi zor.

Fenerbahçe, derbiyi kazanarak lige tutunmayı başardı. Devre arası aklı başında transferler yapılacağı söyleniyor. Bu yönetimi sevmiyorum, hocayı tasvip etmiyorum, Brezilyalılar çetesinden iğreniyorum. Devre arasını ve sonra da Mayıs ayındaki kongreyi bekliyorum.

Ankaraspor'un bu hafta puan kaybedeceğini öngörmüştüm ama yenileceğini düşünmemiştim. Ama hep belirtiyorum, öyle yana yana 10-15 pas yapmakla bu işler olmuyor. En kısa yoldan gole gitmenin de yolunu arayıp bulmak lâzım. Ama Aykut Kocaman kariyerinin başlarında çok umut verse de bunun gerisini yıllardır getiremedi. Ve galiba da hiçbir zaman, örneğin bir Mourinho'nun olduğu gibi "winner" bir hoca olamayacak.

Kayseri takımının da aynı şekilde defansı çok iyi ama hocası hücumdaki varyasyonlar konusunda fazlasıyla yetersiz. Bu hafta forma giymeyen ama takımın iki as forveti olan Aghahowa ve Purovic de bu yetersizliğin alâmet-i farikası adeta. Biraz daha kaliteli iki forvet gerekiyor bu takıma. Yoksa yine sezon başında dediğim gibi, ilk 6 bile zor.