Ama Fenerbahçe'ye hazırlanan ve 6 aydır süren komplonun günümüzde geldiği nokta ile ilgili olarak, yazılı ve görsel medyada hiçbir şekilde değerlendirilmeyen bir bakış açısını paylaşmak adına bu postu atmak şart oldu.
Hepimizin mâlûmu, MAA yönetimindeki Federasyon'un, 3 Temmuz'dan bu yana sergilediği duruş, aldığı kararlar ve ortaya koyduğu söylemler, mizah yazılarına konu olacak kadar pespaye görünüyor. Ama öte yandan zaman geçtikçe süreçle ilgili yeni şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. Bence onlar içinde en önemlilerinden biri verilen kararların, geriye bakarak değerlendirildiğinde o kararların alındığı döneme göre oldukça farklı görünebildiği gerçeğidir diye düşünüyorum. Ne demek istediğimi hemen açıklıyorum.
Örneğin Federasyon'un, en geç iddianamenin açıklandığı zaman olmak üzere "sportif kararını" bir an önce vermesi gerektiğini söyleyen, bu kararı vermemenin en büyük eyyam olduğunu savunan pek çok insan var. Bunların söyledikleri, belki söylendiği günlerde mantıklı geliyordu ama şimdi dönüp baktığımızda öyle mi? Göreve geldikten bir hafta sonra bu bombayı kucağında bulan bir insanın, Fenerbahçe'yi küme düşürmek veya (açıklanacak iddianameye rağmen) Fenerbahçe'yi ligde tutmak gibi bir kararı vermeye gücü, kudreti yeter mi? Diyelim ki "bu tapeler saçma sapan şeyler kardeşim, maçlarda da bir şey görünmüyor, şike-mike yok" dedi diyelim. 2 yıl sonra yargı süreci bittiğinde mahkeme "şu şu maçlarda şike var" dese ne olacak? Ya da diğer türlü düşünelim: TFF "tapelerdeki konuşmaların anlamları bize göre açık, şu şu maçlarda şike yapılmış" deyip Fenerbahçe dâhil birkaç takımı düşürdü diyelim. 2 yıl sonra bu kez mahkeme "ne şikesi yahu; tarla, inşaat falan derken adamlar bildiğin iş konuşuyorlarmış" derse o vebalin altından nasıl kalkarsın? İşte bu yüzden TFF'nin herhangi bir sportif karar vermeyip, "bu iş benim boyumu aşar" diyerek yargı kararını beklemesi bence gayet yerindedir, önce bunu söylemek istiyorum. Yani "geçen senenin şampiyonu kim?" diyenlerin hezeyanları boşunadır, böyle bir kararın sorumluluğunu, TFF'nin başındaki bir adamın alabilmesi mümkün değildir. Böyle bir kararın sorumluluğunu, Türkiye gibi bir ülkede başbakan bile alamaz kardeşim, siz neden bahsediyorsunuz?
Neyse, aklı selim herkes bu minvalde düşünüyor zaten, bunu geçiyorum. İkinci önemli husus, TFF'nin Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi'nden men edip, Trabzon'un gitmesine karar vermesiydi. Bu konuda UEFA'nın tehdidine boyun eğen bir MAA gördük, bunun ceremesini de CAS davasında görecek zaten. Söz konusu kararın tam bir skandal olduğu apaçık ortada. Yukarıdaki paragrafta "topa girmeyerek" ne iyi ettiğini söylediğim MAA'nın, aynı kurnazlığı bu hususta da göstermesi gerekirdi. Yargı kararını beklemeden Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi'nden men edebiliyorsan, o zaman küme de düşürebilmen gerekir. Ama onu yapmaya yüreği yetmezken, Şampiyonlar Ligi'nden men kararını alabildi. Burada ciddi bir çelişki var, Fenerbahçe'nin de olağanüstü bir zararı söz konusu. İnşallah bu zararı son kuruşuna kadar ya UEFA'dan, ya TFF'den ya da her ikisinden fazla fazla geri alacağız.
Neyse, daha madde madde değerlendirmeye devam edebiliriz ama benim açımdan MAA'nın süreç boyunca aldığı en önemli karar, son aldığı, yani Federasyon'u genel kurula götürerek 58. maddenin değişip değişmemesini futbol ailesinin bizzat kendisinin belirlemesi yönündeki karardı. Bu kararın getirdiği olası doğal sonuçlara baktığımızda, Fenerbahçe lehine olağanüstü bir durumun olduğunu rahatlıkla görebiliriz.
Bir kere herkesin bilmesi gereken birinci gerçek, 58. maddenin öyle ya da böyle "değişeceği" gerçeğidir. Biz istediğimiz kadar yırtınalım, istediğimiz kadar bağıralım, o madde değişecek ve Fenerbahçe ligde kalacak. Ve eksi bilmem kaç puan ile bu sezonu tamamen kaybedecek. Türkiye Kupası'nı bu yıl alırsa, gelecek yıl Avrupa Ligi'nde olacağı için bence bu yılı kaybetmenin bir mahsuru yok, onu da söyleyeyim. Önemli olan şey ise "Fenerbahçe'nin ligde kalmasını kimin istediği" gerçeğidir. Bu açıdan baktığımız zaman, ben de dâhil olmak üzere Fenerbahçe taraftarının neredeyse yüzde 90'ının bu maddenin değişmemesini istediği ortada. Hepimiz "kıyakla ligde kalan takım" yaftasındansa, "küme düşürülüp cezasını çeken takım" olmayı bin kere tercih ederiz, bundan hiç kimsenin kuşkusu yok. Ama işte ben tam da bu noktada MAA'nın bilerek olup olmadığını bilmediğim akıl almaz bir deha örneği ile, Fenerbahçe'ye asla unutulmayacak bir iyilik yaptığını düşünüyorum.
Nedir? MAA, 58. maddenin değişip değişmemesi kararını diğer 17 kulübe ve genel kurula bırakarak Fenerbahçe yönetimine ve diğer kulüplere açık mesajlar verdi bence. Fenerbahçe yönetimine diyor ki : "Ey, benim de taraftarı olduğum kulübün yöneticileri.. 3 Temmuz'dan beri birtakım kararlar aldık, uyguladık, doğru ya da yanlış yaptık, bunu geçiyorum. O kararların sonuçlarına katlanacağız zaten. Ama size son bir iyilik yapıyor, Fenerbahçe taraftarının gözünde (Ali Koç hariç) yerlere düşmüş olan itibarınızı geri kazanma fırsatı veriyor ve Fenerbahçe'nin küme düşmemesini sağlayacak olan değişikliğin kararını, TFF genel kuruluna bırakıyorum. Bırakalım, eğer yürekleri yetiyorsa "değişmeme" kararını onlar versin. Siz, Fenerbahçe Yönetim Kurulu olarak dik durun, bir basın toplantısı ile bu maddenin değişmesini hiçbir şekilde istemediğinizi haykırın. Zaten taraftar da sizden bunu bekliyor. Bu maddenin değişmesine, bu ülkedeki en büyük muhalefetin Fenerbahçe olduğunu söylemenizi bekliyorlar. 'Biz kimseden kıyak istemiyoruz' deyin, Fenerbahçe'nin bu soruşturmadan alnı ak bir şekilde çıkacağını söyleyin. Taraftarın bu bütünleşmesine siz de katılın. Fenerbahçe'nin bu ligde kalmasını en çok kim istiyormuş, bu ortaya çıksın."
Tabii ki bunları MAA söylemiyor, onun kararının sonuçları açısından ben söylüyorum. Ya da belki söylüyordur, adamcağız gerçekten de kurbandır ve Fenerbahçelidir, bilmiyorum. Veya bu fikri ona bizim yönetim vermiştir, bu da olabilir. Aslında bu fikrin kimden çıktığı çok önemli değil, önemli olan bizim yönetimimizin hâlâ bu söylemi üstlenmemiş olmasıdır. Bu sizce de enteresan değil mi? Neyi bekliyorlar ya da neden çekiniyorlar, bilen var mı? Bütün camia ve taraftar kendilerinden 58. maddenin değişmesine karşı olduklarını söylemelerini beklerken, onlar neyi bekliyor? Üstelik son birkaç gündür Aziz Yıldırım'ın da bu konudaki fikrini biliyoruz. O, onurlu duruşunu, kendisine yakışır bir şekilde mahpustan sürdürürken, yönetimin bu kifayetsizliği ve pısırıklığı neyle açıklanabilir? Benim hiçbir fikrim yok ama artık kızmıyor, üzülmüyor, resmen iğreniyorum. Ali Koç ve 1-2 kişi daha hariç, Fenerbahçe'nin mevcut yönetiminden utanıyorum.
MAA'nın diğer kulüplere (yavşaklara) verdiği mesaj ise, kanımca şu oluyor: "Ey omurgasız yavşaklar! Fenerbahçe'nin düştüğü durum ilk günden beri hepinizi mest ediyor, hepiniz bıyık altından gülüp duruyorsunuz, bunu hepimiz biliyoruz. TFF'nin kucağında bulduğu bu bombayı kendisinin patlatmasını çok istiyorsunuz, kendinizi kurtarıp Fener'i ebediyen lekeli olarak anılacak bir kulüp yapmanın hayalini kuruyorsunuz ama yemezler kardeşim. Alın, genel kurulda bu kararı kendiniz verin. Aylardan beri Fenerbahçe'nin bu ligde kalmasını, Fenerbahçe dâhil herkesten çok istediğiniz halde bunun tersiymiş gibi davranıp konuşuyorsunuz. Fenerbahçe düşmesin, bunun kararını TFF versin, Fenerbahçe eksi puan cezası ile bu sezonunu kaybetsin ama ömür boyu "Federasyon'un kıyağı ile ligde kalan takım" olarak anılsın istiyorsunuz, amacınız bu. Ama size bir haberim var, ben bu topa girmiyorum. Götünüz yiyorsa onurlu duruşu siz gösterin, 58. maddeyi değiştirmeyin, ben de o zaman Fenerbahçe'yi düşürmek zorunda kalayım, ondan sonra annenizin liginde Bank Asya'dan daha düşük bir yayın geliriyle oynarsınız. Hükümet de artık sizin ananızı mı beller, yoksa sabaha mı bırakır, onu görürüz."
Bence MAA'nın, kararı genel kurula bırakma fikri işte bu sonuçları getiriyor. Fenerbahçe'ye atılmış emsalsiz bir pas söz konusu, ben bunu MAA'nın bilerek yaptığını düşünüyorum. Bizim yönetim akıl vermiştir diyeceğim ama onların hâlâ maddenin değişmesine karşı olduklarını açıklamaması, durumun bu olmadığını gösteriyor. Yani bu fikir onlardan çıkmadığı gibi, bu fikrin getirdiği olağanüstü avantajı da bugüne kadar kullanmadılar. Taraftar, yapılacak açıklamanın, Fenerbahçe'yi "lekesiz ve şaibesiz bir şekilde" ligde tutacağını bilmeden, romantik bir hezeyanla ve hatta küme düşmeyi göze alarak yapılmasını istiyor ama yönetimden çıt yok. Gerçekten de akıl alacak gibi değil.
Ne olacağına gelince, olacak olan şu: Türkiye'nin omurgasız ve şahsiyetsiz 17 kulübü, dediğim gibi, Fenerbahçe'nin bu ligde kalmasını herkesten çok istiyor. Hükümet de bunu istiyor; Trabzon gibi kıçıkırık bir şehri karşısına alamayan bir erk, Fenerbahçe taraftarını nasıl alsın? Dolayısıyla genel kurulda o madde de-ği-şe-cek. Herkes bunu böyle bilsin. Ama değiştiren, değiştirilmesini isteyen, kesinlikle Fenerbahçe olmayacak. O kararı bizzat omurgasız yavşakların kendisi alacak. "Fenerbahçe olmadan, biz de yokuz" demek zorunda kalacaklar. Biz de bunu keyifle seyredeceğiz. Burada önemli olan ne? Yine yönetimin yapması gereken bir şey, oylamanın "açık" olarak yapılması.. Fenerbahçe bütün gücüyle bu oylamanın açık yapılmasını temin etmeli ve kendisi, oradaki tüm üyeleriyle 58. maddenin değiştirilmesine "hayır" oyu vermelidir. Kulübün onurunu, itibarını kurtaracak olan tavır budur. Böylelikle Fenerbahçe'nin bu ülke demek olduğunu, Fenerbahçe olmazsa bu ülkede hiçbir sporun olmayacağını diğer kulüpler de kendi oylarıyla tescil etmiş olacak.
Bu yazı, MAA'yı aklama yazısı değil, hiç kimse böyle algılamasın. MAA'ya hiçbir zaman sempatiyle bakmadım ama antipatim de yoktu, nötr idim. 3 Temmuz'dan sonra ciddi bir antipati oluştu ama hâlâ o adamın kurban edildiğini düşünüyorum. Yine de bu, pek çok konudaki dirayetsizliğini ve zayıflığını haklı göstermez tabii, ayrı konu.
Ama ben MAA'nın bu son kararının, Fenerbahçe'ye tarihinde yapılmış en büyük iyiliklerden biri olduğunu düşünüyorum. Bakış açım böyle, yanılıyor da olabilirim.
8 yorum:
öncelikle yaptığınız "17 omurgasız takım" genellemesini kabul etmiyorum. biz(galatasaray), ordu ve bursaspor kulüpleri konuyla alakalı duruşlarını açıkça belli ettiler ve maddenin değişmemesi yönünde oy kullanacaklarını belirttiler. ikincisi maa'nın size en büyük faydası şampiyonlar ligi'ne almamak oldu bence. çünkü bu durumda suçlu bulunmanız durumunda uefa ödediği primleri geri isteyebilirdi. o kadar parayı da bir anda ödemek yıkıcı olurdu. şimdi bu tehlikeyle trabzonspor karşı karşıya. son olarak 58. madde konusunda size katılıyorum. yavşak anadolu takımlar sayesinde küme düşmeyecek ve hatrı sayılır bir puan eksiltme cezasıyla yırtacaksınız ve bu puan silme o kadar ince ayarlanacak ki. ne küme düşeceksiniz ne de avrupa kupalarına katılabileceksiniz. buna parelel olarak uefa'dan kupalara katılmama cezası alacağınızı ve geçen yılın şampiyonluğunu da kaybedeceğinizi düşünüyorum. bence şampiyonluk trabzon'a da verilmemeli ama hükumet baskısıyla verileceğini düşünüyorum. neticede ufak bir ekonomik buhran dönemi ardından 2-3 yıl içerisinde toparlanıp yeniden eski gücünüze kavuşacaksınız ama şikeden ceza yiyen de tek büyük takım olarak damgalanacaksınız ki bu hepsinden kötü sanırım.
Slm kardeşim,
Bence atladığın çok öenmli bir detay var; su anki mevcut yasa teşvik ve şikeye teşebbüsü de küme düşme ile cezalandırılıyor. Bu da başta BJK ve TS için büyük tehdit, ki IBB, SIVAS, ESKİSEHIR de bu durumda aynı yaptırıma maruz kalabilir. Yani iş FB yi kurtarmadan ziyade kendi k.çını kurtarma meselesi. Çünkü 58. maddeye göre şike ve teşvik (uygulamaya da geçmişse) küme düşürme ile cezalandırılmaya devam edecek. Yani öncelikle çoğu kulup kendini kurtaracak, FB nin işini ise yargının ( devam eden dava)görmesini bekleyecek.
Bence bir yanılgı da FB ye eksi puan cezası verilecek ve konu kapanacak kanısıdır. Çünkü bu maddeler değişirse ve teşebbüs cezası puan silme olarak değiştirilse dahi mahkemeden FB aleyhine karar çıkarsa FB nin düşürülmeyeceğini mi sanıyorsunuz? FB o zaman düşürülmüzse UEFA bize neler yapar tahmi etmek güç değil.
Ama şu genel kurul hamlesi ile MAA herkesin niyetinin ne oldugunu tüm kamuoyunun görmesini sağlaması açısından bile çok olumlu hamle yapmıştır
6alatasaray,Bursa ve Ordu için zaten omurgasız takım sıfatı yetersiz geldiğinden,parantez içinde (yavşaklar) olarak not düşülmüş. Sagın Hagi_10 isimli arkadaş,bütün yorumlarınızı Fenerbahçemiz'in yüzde yüz suçlu bulunduğu tezinden yola çıkarak yazmışsınız. Ama Fenerbahçe sizin kirli vicdanlarınızda mahkum olmayacak kadar büyük ve temiz bir kulüptür. Destursuz,besmelesiz klavyenizdeki "F" harfini bile kullanmayın lütfen...
@koray
kardeşim slm, her zamanki gibi konuya derinlikli bir bakış atmışsın, teşekkür ediyor ve katılıyorum. ama yargı sonunda fenerbahçe'nin suçlu bulunacağına inanmadığım gibi, eğer tff önceden bir 27 puanlık silme cezası verirse (mesela play-off'lardan önce) sonradan yargıdan ne çıkarsa çıksın fenerbahçe küme düşmeyecektir. bundan kesin eminim. zamanında match-fixing işine bulaşan juve küme düştü belki ama onlar (hem de avrupa kupalarında) hakem manipülasyonu yapmış. ve biliyorsun, fiorentina -19 puan ceza almış ve küme düşmemişti. milan -8, lazio -9 almıştı.
o durumda tff, uefa'ya "27 puan sildik işte, biz yargı kararınının böyle olacağını beklemeden cesaretle yaptık bu işi zamanında" deyip rahatlıkla hesap verebilir.
kendi götlerini kurtarma meselesini ise dillendirmedim, çünkü o zaten herkesçe biliniyor artık. majör sıkıntı o. ben, o ibnelerin "fenerbahçe konusundaki" tavrını malzeme yaptım sadece, yoksa diğer mevzu zaten ortada.
sevgiler.
Bayağı uğraşmışsın, uzun uzun birşeyler yazmışsın.
Anladığım kadarıyla sen bu yargılama sonucunda "ne şikesi yahu; tarla, inşaat falan derken adamlar bildiğin iş konuşuyorlarmış" gibi bir sonucun olası olduğunu düşünüyorsun.
Hatta CAS davasını Fenerbahçe'nin kazanıp UEFA ve TFF'den tazminat alacağına da inanıyorsun.
Herkes istediği şeye inanmakta serbesttir tabii ama bazen de gerçekçi şeylere inanıp insanın kendini kandırmamsı gerekir.
Omurgasızlık ve yavşaklık biraz da; ya 58. madde değişmezse diye 3,5 atarken, sağa sola bu maddenin değişmesini istemiyoruz diye sahte kabadayılık yapmaktır.
@gunduz feneri
İtalya da bildiğim kadarı ile süreç sonunda bir karar verilmişti. Bizde ise FB nin ş.ligine gidememesi ile süreç başka bir hal aldı ( ara bir karar/ceza verildi ).Oysa en başında federasyon ve tüm kulupler yargı süreci sonuçlanana kadar hiç bir adım atmasaydı çok daha dogru olurdu. Ama başta TS un her gün çocuk gibi kupamızı verin ağlamaları, sonrasında hükümetin son günlerdeki tavrı le iyice netleşen bu işi o bölgede bir propangada amacı olarak kullanma isteği ve GS nin sütten çıkmış ak kaşık halleri işleri saçma sapan bir hale getirdi. Su an ne karar alınırsa alınsın yanlış olacak bence, yapılması gereken tek şey tüm kurumların sakinlikle yargı kararını beklemesidir.
@pooliver
sana tek bir şey diyeceğim kardeş: şu sürecin ardından "fenerbahçe küme düşer diye 3,5 atan" fenerbahçeli, babam da olsa, kardeşim de olsa orospu çocuğudur. başka sözüm yok..
omurgasızlığın tarifi son 1 aydaki açıklamaları yalvarmaları işe yaramayınca 180 derece dönüşleri ile şikebahçe olarak tarihe kazındı geçmiş olsun komplo teorilerine de bir bak bu arada tarlalr sürülmüş ekinler toplanmış ekim yapılmış inkar dönemini yaşıyorsunuz ama geçer bank asyada bol bol düşünür asıl içinizdeki omurgasızlardan arınırsınız sizi bu hallare düşürenlerden
Yorum Gönder